kanunisultansuleyman.gen.tr https://www.kanunisultansuleyman.gen.tr Kanuni Sultan Süleyman Dönemi ve Savaşları tr-TR hourly 1 Copyright 2019, kanunisultansuleyman.gen.tr Thu, 21 Mar 2013 00:00:00 +0000 Mon, 09 Dec 2019 00:00:00 +0000 60 Mimar Sinan https://www.kanunisultansuleyman.gen.tr/mimar-sinan.html Sun, 25 Nov 2018 04:22:31 +0000 Osmanlı imparatorluğunun en parlak devrinin büyük mimarı ve dünya çapında bir sanatkar olan Mimar Sinan, Kanuni Sultan Süleyman döneminde bir çok eserler verdi. Bunlardan en önemlileri şunlardır; Halep Hüsrev Paşa Camii, İst
Osmanlı imparatorluğunun en parlak devrinin büyük mimarı ve dünya çapında bir sanatkar olan Mimar Sinan, Kanuni Sultan Süleyman döneminde bir çok eserler verdi. Bunlardan en önemlileri şunlardır; Halep Hüsrev Paşa Camii, İstanbul Haseki Külliyesi, İstanbul Şehzade Camii ve Medresesi, Üsküdar Mihrimah Camii,

İstanbul Süleymaniye Camii ve Külliyesi, Tekirdağ Rüstem Paşa Camii ve Külliyesi, Silivri Kapı İbrahim Paşa Camii, İstanbul Rüstem Paşa Camii, İstanbul Sinan Paşa Camii, Topkapı Kara Ahmet Paşa Camii ve Külliyesi, Fındıklı Molla Çelebi Camii, Babaeski Semiz Ali Paşa Camii, Büyükçekmece Kanuni Sultan Süleyman Külliyesi ve Köprüsü, Süleymaniye Tekkesi. Büyük bir devlet adamı olan Kanuni Sultan Süleyman aynı zamanda ünlü bir şairdi. Meşhur şiirlerinden birisi şudur: Mimar SinanHalk içinde muteber bir şey yok devlet gibi, Olmaya devlet cihanda, bir nefes sihhat gibi. Saltanat dedikleri bir cihan kavgasıdır, Olmaya baht ü saadet dünyada vahdet gibi.
]]>
Kanuni Sultan Süleyman Dönemi İmar Çalışmaları https://www.kanunisultansuleyman.gen.tr/kanuni-sultan-suleyman-donemi-imar-calismalari.html Sun, 25 Nov 2018 19:55:23 +0000 Kanuni Sultan Süleyman 46 yıl saltanatta kaldı. Babası Yavuz Sultan Selim'den 6.557.000 km kare olarak devraldığı Osmanlı topraklarını 14.893.000 km kareye çıkardı. Kanuni Sultan Süleyman döneminde imar faaliyetleri de
Kanuni Sultan Süleyman 46 yıl saltanatta kaldı. Babası Yavuz Sultan Selim'den 6.557.000 km kare olarak devraldığı Osmanlı topraklarını 14.893.000 km kareye çıkardı. Kanuni Sultan Süleyman döneminde imar faaliyetleri devam etti ve ilk iş olarak babası Yavuz Sultan Selim tarafından temelleri atılan İstanbul Sultan Selim Camii'ni tamamladı. Bunun dışında yaptırdığı eserlerden bazıları şunlardır; Gebze'de Çoban Mustafa Paşa Camii ve Külliyesi, Afyon Sincanlı Sinan Paşa Camii, Bozöyük Kasım Paşa Camii.

Kanuni Sultan Süleyman Dönemi İmar Çalışmaları]]>
Kanuni Sultan Süleyman Hint Seferleri https://www.kanunisultansuleyman.gen.tr/kanuni-sultan-suleyman-hint-seferleri.html Mon, 26 Nov 2018 10:52:04 +0000 Coğrafi Keşifler, Müslüman ülkeler açısından büyük zararlara neden olmuştur. İslam ülkeleri yoksullaşmış, Türkistan Hanlıkları giderek zayıflamış ve Ruslar karşısında gerilemiştir. Osmanlı İmparatorluğu, İp
Coğrafi Keşifler, Müslüman ülkeler açısından büyük zararlara neden olmuştur. İslam ülkeleri yoksullaşmış, Türkistan Hanlıkları giderek zayıflamış ve Ruslar karşısında gerilemiştir. Osmanlı İmparatorluğu, İpek ve Baharat Yollarına hakim olmasına rağmen yolların değişmesinden dolayı umduklarına ulaşamamıştır. Osmanlı İmparatorluğu, ticaret faaliyetlerini yeniden geliştirebilmek için Avrupalı devletlere kapitülasyonlar vermek zorunda kaldı.

Coğrafi Keşiflerin etkisi bununla da kalmamış yeni keşfedilen yerlerden Avrupa ya taşınan değerli madenler ve Avrupa devletlerinin izlediği Merkantalist politikalar ,16. yy da Osmanlı ülkesinde büyük bir fiyat artışına (Enflasyon-Fiyat Devrimi)neden olmuştur. Ayrıca Osmanlı topraklarında kervan yolları boyunca faaliyet gösteren halk ve zanaatkârlar işsiz kaldı. Bu durum, Osmanlı Devleti'nde ekonomik sıkıntılara ve Celali İsyanları'na zemin hazırlamıştır.

Osmanlı Devleti, Hint ticaret yolunun hakimiyeti için Portekizlilerle, Akdeniz hakimiyeti için de İspanyollarla mücadele etti. Endonezya'da savunma ve koruma savaşları yapan Osmanlı Devleti, Hristiyan Avrupa karşısında Doğu Kalkanı haline gelmiştir.

Hint Deniz Seferlerinin Osmanlı Devletine Etkisi
Coğrafi keşiflerden sonra sömürge arayışları başlamış, Portekiz ve İspanya pek çok sömürge elde etmişlerdi. Portekizliler Kızıldeniz ve Hint ticaret yollarına hakim olmaya çalışıyorlardı. Ümit Burnunun bulunması, Osmanlıların baharat ticaretine de büyük darbe vurmuştu. Kanûnî Sultan Süleyman döneminde bu sebeplerden ötürü, dört kez Hint deniz seferi düzenlendi. Ancak Osmanlı donanmasının okyanus şartlarına uygun olmaması yüzünden bu seferlerden hiçbirisinde tam başarı sağlanamadı. 

Kanuni Sultan Süleyman Hint Seferleri
1551 yılında düzenlenen İkinci Hint Seferinde Osmanlı donanmasının başında Piri Reis vardı. Türk Denizcilik tarihinde önemli bir yere sahip olan Piri Reis, bu sefer sırasında Maskat’ı almış ve Portekiz donanmasını büyük bir bozguna uğratmıştı. Ancak, Portekizlilerin Basra Körfezini kapatacaklarını düşünerek, donanmayı Basra’da bırakıp ganimetlerle geri döndüğü için Piri Reis Mısır’da idam edilmiştir. Ancak yine de Yemen, Eritre, Sudan sahilleri ve Habeşistan’ın bazı kısımları Osmanlı topraklarına katıldı. Arap yarımadası tamamen Osmanlı denetimine girdi. Kızıldeniz yabancı güçlere kapatılarak Osmanlı egemenliği sağlandı.
]]>
Kanuni Sultan Süleyman Malta Seferi https://www.kanunisultansuleyman.gen.tr/kanuni-sultan-suleyman-malta-seferi.html Mon, 26 Nov 2018 18:01:25 +0000 Osmanlıların zaferi ile sonuçlanan ve onlarin Bati Akdeniz'den çıkarılamayacağını bir kere daha ortaya koyan Cerbe muharebesinden sonra dikkatler Malta'ya çevrilir. Zira Mısır, Trablusgarp, Cezayir ve diğer bazı mühi
Osmanlıların zaferi ile sonuçlanan ve onlarin Bati Akdeniz'den çıkarılamayacağını bir kere daha ortaya koyan Cerbe muharebesinden sonra dikkatler Malta'ya çevrilir. Zira Mısır, Trablusgarp, Cezayir ve diğer bazı mühim yerlerin idare ve emniyeti, Malta'nın Osmanlı idaresinde bulunmasını gerektiriyordu. Daha önce temas edildiği gibi Rodos Adası'nın Osmanlılar tarafindan fethini (l522) müteakip Malta Adası, Şarlken tarafindan buradan çıkarılan Saint Jean şövalyelerine verilmişti. Ada, kısa bir zaman içinde şövalyeler tarafindan pek müstahkem bir hale getirilmişti. Cezayir yolu üzerinde bulunan adadaki şövalyeler, korsanlık faaliyetlerini sürdürüyor, Türk ticaret gemilerini vurmak suretiyle Osmanlı ticaretine zarar veriyor ve nihayet Osmanlar aleyhine olan savaşlara (Preveze ve Cerbe gibi) iştirak ediyorlardı. Ayrıca Hıristiyan korsan gemileri de burada kendileri için çok güvenli bir sığınak buluyorlardı. İste bütün bu sebepler göz önüne alındığı zaman Osmanlılar bakımından Malta'nın fethi kaçınılmaz bir gereklilik olarak ortaya çıkıyordu. İspanyollar ise Malta'nın fethinin sonunda Osmanlı donanmasının Sicilya, Napoli ve havalisine geleceğini bildiklerinden, Malta'nın savunmasına büyük bir önem veriyorlardı. Bütün bu diplomatik ve stratejik düşüncelere rağmen Osmanlılar, Malta seferi konusunda pek istekli görünmüyor veya en azından acele etmiyorlardı. Fakat bu sıralarda saray için alınan eşyayı getiren bir Türk gemisinin Zenta ve Kefalonya adaları arasında 7 (yedi) Malta korsan gemisi tarafindan zapt edilmesi, adanın, Osmanlılar tarafindan zaptı hakkındaki tasavvur ve düşünceyi meydana çıkardı.


Yıllardan beri "ahali-i İslâm-i nüsret encâma zarar ve haşaretten hâli olmayan" Malta şövalyelerine ait "kıla' ve buka'ın kal' ve kam'ına" karar verilince yani Malta'ya sefer kararı alınınca, büyük bir hazırlığa girişilir. Haliç, Gelibolu ve Sinop tersanelerinde yeni gemiler inşa ve mevcudular tamir edilip kalafatlanırken, bazı gönüllü reisler için Rodos'ta l8 oturaklı kaliteler yaptırılması yoluna da gidilir.

Malta üzerine gönderilecek kuvvetlere Besinci Vezir Kızılahmedlü Mustafa Pasa serdar tayin edilerek seferin bütün salâhiyeti kendisine verilmişti. Donanma ise Cerbe gâlibi Cezayir Beylerbeyi Kaptan-i derya Piyâle Paşa'nın emrine verilmişti. Ayrıca Beylerbeyi Turgut Pasa (Reis)'ya da emirler gönderilerek Piyâle Paşa'ya yardımda bulunması istenmişti. Mühimce Defterlerindeki kayıtlardan anlaşıldığına göre bu konuda Turgut Reis'e biri 25 Rebiulevvel 972 (3l Ekim l564), diğeri de bundan dört gün sonra 29 Rebiulevvel 972 (4 Kasım l564)'de gönderilmiştir.

Kanuni Sultan Süleyman Malta Seferi
Osmanlı donanması, 29 Mart l565'te 300'e yakin irili ufaklı gemi ve 40-50 bin kişiden müteşekkil muazzam bir ordu ile Malta'ya hareket eder. l9 Mayıs'ta adaya varılarak karaya asker çıkartılır. Kanunî'nin emir ve tavsiyelerine rağmen çok tecrübeli bir denizci olan Turgut Reis gelmeden kuşatmaya başlanarak yanlış mevkilere hücuma geçilir. Bununla beraber Turgut Reis'in aldığı önlemlerle bu hatalar düzeltilir. Ancak Turgut Reis, hücum yapıldığı sırada (l8 Haziran) Sant Elmo burçları önünde, atılan bir top güllesinin çarptığı kayadan fırlayan bir tasın basına isabet etmesiyle yaralanır. Dört gün ve gece kendini bilmeden (koma hali) yatar. Burçların feth edildiği besinci günü (23 Haziran) vefat eder. Cesedi beş parça kadırgasıyla Trablus'a gönderilip orada yaptırdığı câmi ve medresesinin yanındaki türbesine defnedilir.

Saint Helen kalesi on yedi günde (24 Haziran l565) alınmakla beraber asil maksat olan Malta muhasara edilir. Bundan sonra şiddetlenen çarpışmalar, Osmanlı ordusunda büyük zayiatlara yol açar. Sicilya genel valisinin İspanya, Fransa ve Papa'nın desteğiyle 72 kadırga ve on bin askerle yardıma gelmesi ve deniz mevsiminin geçmekte oldugunun görülmesi üzerine kalenin alın]]> Kanuni Sultan Süleyman Cebre Savaşı https://www.kanunisultansuleyman.gen.tr/kanuni-sultan-suleyman-cebre-savasi.html Tue, 27 Nov 2018 05:16:21 +0000 Turgut Reis'in İspanyollar'ın elinde bulunan Cerbe adasını kuşatması üzerine Andrea Doria komutasındaki bir Haçlı donanması İspanyollara yardıma geldi. Yapılan Cerbe Deniz Savaşında büyük bir zafer kazanıldı
Turgut Reis'in İspanyollar'ın elinde bulunan Cerbe adasını kuşatması üzerine Andrea Doria komutasındaki bir Haçlı donanması İspanyollara yardıma geldi. Yapılan Cerbe Deniz Savaşında büyük bir zafer kazanıldı. Cerbe Osmanlılara geçti (1559).
Kanuni Sultan Süleyman Cebre Savaşı]]> Kanuni Sultan Süleyman Preveze Deniz Zaferi https://www.kanunisultansuleyman.gen.tr/kanuni-sultan-suleyman-preveze-deniz-zaferi.html Tue, 27 Nov 2018 19:29:29 +0000 Kanunî Sultan Süleyman zamanında, Mohaç Zaferi'nden 12 yıl sonra kazanılan Preveze Deniz Savaşı, Türk ordusunun denizlerde de gücünün doruğuna ulaştığını kanıtlayan bir savaştır. Türk ordusu Mohaç'ta bütün birleş
Mohaç Zaferi'nden 12 yıl sonra kazanılan Preveze Deniz Savaşı, Türk ordusunun denizlerde de gücünün doruğuna ulaştığını kanıtlayan bir savaştır. Türk ordusu Mohaç'ta bütün birleşik Avrupa ordularını yendiği gibi, Türk donanması da birleşik Avrupa donanmasını Preveze'de yenilgiye uğratmıştır.

Barbaros Hayreddin Paşa, Osmanlı devleti hizmetine girerek 
kaptan-ı derya olduk­tan sonra 
Türkler ile Avrupa devletleri ara­sındaki deniz savaşları şiddetlendi. Osmanlı donanması Balear adalarını tahrip etti (1535); 
Ege denizinde Venedik’in elinde bulunan adaları ele geçirdi; 
Girit’in pek çok kale ve köyünü yağmaladı. Bunun üze­rine 
Papa ile Carlo V’in teşvikiyle İspan­ya, Venedik, Portekiz, Malta, Floransa do­nanmaları Türklere karşı birleştiler. Mey­dana gelen donanmanın başına Andrea Do­na getirildi. 

Haçlı donanması Korfu ada­sında toplandı; daha sonra Preveze kale­sini kuşattı. Barbaros Hayreddin Paşa, Preveze düşman donanması tarafından bom­balandığı sırada 
İstanköy (Kos) körfezindeydi. Durumu öğrenince 
Eğriboz (Euboia) adasında Khalkis limanına geldi. Düş man hakkında bilgi edinmek için 20 par­çalık bir donanma ile 

Kanuni Sultan Süleyman Preveze Deniz Zaferi

Turgut Reis’i Preve­ze’ye gönderdi; kendi de asıl osmanlı donan­ması ile Modon’a girdi. Barbaros’un yaklaş­tığını öğrenen Andrea Doria, Preveze kuşatmasını kaldırarak
Korfu’ya çekildi. Bar­baros da Modon’dan ayrıldı. Venedik’in elinde olan Kefalonya (Kephallonia) ada­sını bombaladıktan sonra Preveze’ye gel­i. Preveze kalesini tamir ettirdi ve donanmayle birlikte Narda (Arta) körfezine girdi. Bunu haber alan Andrea Doria, Korfu’dan ayrılarak Preveze’ye geldi; fakat çok dar olan Narda körfezinin ağzı, Preveze kalesinin toplarıyle korunduğundan körfeze giremedi. Bu sırada haçlı donan­masında 60.000 asker ve 308′i büyük savaş gemisi olmak üzere 600′den fazla gemi vardı. Türk donanması ise 122 savaş gemisi ve 20.000 askerden meydana geliyordu. Türk donanmasında 166, haçlı donanmasında ise 3.000 top vardı. Barbaros, gemisinde topla­nan mecliste, öteki kumandanların düşünce­lerine uymayarak, körfezden çıkacağını ve haçlı donanmasına saldıracağını bildirdi; ona göre, bu kadar büyük bir haçlı do­nanması yenilirse, 
Akdeniz’de Türklerin üs­tünlüğü uzun süre devam edebilirdi. 
27 Eylül 


1538′de 
osmanlı donanması Narda körfezinden çıktı; yarım daire şeklinde ya­yılarak düşman donanmasına ateş açtı. Os­manlı donanmasının bu saldırısı karşısın­da Andrea Doria, savaşı kabul etmedi; kendisi için daha elverişli bir durumda sa­vaşa girmek üzere Santa Maura (Leukas) adasıyle Ithake adası arasına çekildi. 28 Eylül gecesi iki donanma tekrar karşılaş­tı. Osmanlı donanmasının merkezine Bar­baros Hayreddin Paşa, sağ kanadına 


Sa­lih Reis, sol kanadına Seydi Ali Reis ku­manda ediyordu. Turgut Reis de yedek donanmanın kumandanıydı. Osmanlı do­nanması çektiri cinsi (kürekli) gemiler­den meydana geliyordu. Haçlı donanma­sında ise hem 
kalyon, hem de kürekli ge­miler vardı. Savaş boyunca haçlı donan­ması yelkenli gemilerle kürekli gemilerin hareketlerini düzenleyemedi. Savaşın baş­langıcında kuvvetli bir güney rüzgarı türk donanmasının hareketine engel oluyordu; fakat bir süre sonra rüzgâr hafifleyince Barbaros hareketsiz kalan düşman gemilerini çevirerek uzaktan top ateşine tuttu; 128 düş­man savaş gemisi ve birçok nakliye gemisi battı. Türk donanması gemi kaybetmedi; sa­dece yüz ölü ve 800 yaralı verdi. 

Barbaros’­un karşısında başarılı olamayan Andrea Do­ria, o zamanın geleneklerine göre büyük bir şerefsizlik sayılan bir şekilde: ami­rallik fenerini söndürerek kaçtı.]]> Kanuni Sultan Süleyman Rodos'un Fethi https://www.kanunisultansuleyman.gen.tr/kanuni-sultan-suleyman-rodosun-fethi.html Tue, 27 Nov 2018 20:46:32 +0000 Kanuni, saltanatının ikinci yılında Rodos’u ve ona bağlı bulunan adaları ele geçirmiş, Doğu Akdeniz’de Osmanlı hâkimiyetinin yerleşmesini sağlamıştır. 1309′dan beri Saint Jean d’Hospitaliers veya Saint Jean de
Kanuni, saltanatının ikinci yılında Rodos’u ve ona bağlı bulunan adaları ele geçirmiş, Doğu Akdeniz’de Osmanlı hâkimiyetinin yerleşmesini sağlamıştır. 1309′dan beri Saint Jean d’Hospitaliers veya Saint Jean de Jerusalem denilen şövalye tarikatının elinde bulunan Rodos adası ile civarındaki adalar, eskiden beri Osmanlıların ele geçirmek istedikleri önemli yerlerdi.

Şövalyeler Yokuşu
Sultan Süleyman, Belgrad’ı almayı başardıktan sonra Osmanlı siyasetinin bu ikinci meselesini de halletmek istiyordu. Zira fethi zarurî kılan bazı sebepler vardı. Buranın fethi, Osmanlı ülkesine yeni ilhak edilmiş bulunan Mısır, Suriye ve Doğu Akdeniz sahillerinin emniyeti bakımından önemliydi. Bunun için de Rodos ve ona bağlı olan diğer adaların Osmanlıların elinde bulunması gerekiyordu.
Nitekim bu zorunlucu takdir eden Yavuz Sultan Selim, saltanatının son yıllarında, Şövalyeler üzerine yürümek için büyük çapta bir donanma hazırlamaya koyulmuş, ancak bu tasavvurunu gerçekleştiremeden hayata gözlerini kapamıştır.
Hıristiyanlığın, Osmanlı hac, ticaret ve ulaşım yolu üzerinde, bu emniyeti tehlikeye sokabilecek tehlikeli kalesi durumundaki Rodos’ta bulunan şövalyeler, Osmanlı ticaret ve hac gemilerine saldırmakla kalmamışlar, ayni zamanda Canberdi Gazali’ne de yardımda bulunmuşlardı. Bundan başka onlar, Rodos’ta bulunan Cem Sultan’ın oğlu Murad’ı da taht vârisi olarak ortaya sürmüşlerdi.

Kanuni Sultan Süleyman Rodos'un Fethi
Cem Sultan’ın Rodos’ta hapistutulduğu Zizim Kalesi

Ayrıca kalelerinin sağlamlığına güvenmekte olan Rodos şövalyeleri, korsanlıklarına devam ediyorlar, bir taraftan Müslümanların yollarını kesip gemilerini alıyor, öbür taraftan da Osmanlı sahillerine ardı arası kesilmeksizin saldırılarda bulunuyorlardı. Bundan başka beş altı bin civarında Müslüman’ı esir alıp adalarında onlara türlü işkenceler yaptıkları da biliniyordu.
İste Kanunî, bu siyasî ve stratejik sebeplerden dolayı Rodos problemini halletmek istiyordu. Böylece, bir bakıma babasından miras olarak devraldığı bir siyaseti devam ettirmek ve babasının yarıda bırakmak zorunda kaldığı önemli bir meseleyi halletmek niyetinde idi. Ayni zamanda o, Rodos’u feth etmek suretiyle dedesi Fâtih Sultan Mehmed’in gerçekleştiremediği bir şeyi de yapmış olacaktı.

Rodos’un Fethi
Rodos’un fethi hususunda Divan-i Hümayûn’da yapılan müzakerelerde ekseriyet, Rodos seferine taraftar görünmüyordu. Zira bunlar, Şövalyelerin şöhreti, adanın müstahkem olup uzun süre muhasaraya dayanabilmesi ve bir sefer vukuunda Avrupa’nın derhal buraya yardımda bulunabileceğini düşünüyorlardı. Bunlara göre sonu tehlikeli bir macera ile bitecek sefere girişmek doğru değildi. Bu düşünceye karşılık Vezir-i Azam Pirî Mehmed Pasa ile ikinci vezir Çoban Mustafa Pasa ve denizci Kurdoğlu Müslihiddin Reis, Rodos seferine taraftar olup Avrupa tarafindan endişe edilmemesi gerektiğini ileri

Rodos Kalesi sürüyorlardı.
Bu arada casusları vâsıtasıyla Rodos hakkında bilgi toplayan Kanunî, sefere karar verir. Bununla beraber sefere çıkmadan önce, Hammer’in ifadesiyle ” Kur’an-i Kerim’in emrini yerine getirmek için Üstada-i A’zam’a bir mektup gönderir. Bu mektupta Üstada-i Azam teslim olması isteniyor ve arzusu ile itaati kabul ettiği takdirde şövalyelerin hürriyetleri ile mallarına dokunulmayacağına dair, yerlerin ve göklerin yaratıcısı olan Allah, O’nun elçisi olan Hz. Muhammed ve diğer Peygamberler adına yemin ediyordu.” Fakat bu teklif, Üstada-i Azam tarafindan red edilir. (Üstadı Azam Rodos’u yöneten Şovalyenin ünvanı)
Bu sırada Avrupa devletleri de birbirleri ile mücadele halinde bulunduklarından, Rodos ile ilgilenebilecek durumda değillerdi. Rodos ile ilgilenebilecek tek devlet olan Venedikliler de yapılan ticaret antlaşması ile pasif hale get]]> Kanuni Sultan Süleyman Dönemi Safeviler İlişkisi https://www.kanunisultansuleyman.gen.tr/kanuni-sultan-suleyman-donemi-safeviler-iliskisi.html Wed, 28 Nov 2018 15:11:11 +0000 Kanuni Sultan Süleyman Avrupa'da başarılar kazanırken, Anadolu'da iç isyanlar baş göstermiş, İran'da ise yıkılan Akkoyunlu devletinin yerine kurulan Safevi Devleti, doğuda Osmanlı İmparatorluğu için ciddi tehlike olmaya devam etmi Kanuni Sultan Süleyman Avrupa'da başarılar kazanırken, Anadolu'da iç isyanlar baş göstermiş, İran'da ise yıkılan Akkoyunlu devletinin yerine kurulan Safevi Devleti, doğuda Osmanlı İmparatorluğu için ciddi tehlike olmaya devam etmişti. Kanuni Sultan Süleyman, Avrupa'da İstanbul Antlaşmasıyla geçici de olsa barışı sağladıktan sonra, İran üzerine ilk seferine çıktı. Safevi Devletinin izlediği düşmanca politikalar ve Anadolu'da yaşayan Şiileri kışkırtmaları bu seferin düzenlenmesine neden oldu. Tebriz, Azerbaycan ve Hamedan istila edildi. Irakeyn seferiyle de Bağdat alındı(1534).

Kanuni'nin Avusturya'ya sefer düzenlemesinden yararlanmak isteyen Safevi Şahı Tahmasb, kardeşinin Osmanlılara sığınmasını da bahane ederek, Tebriz, Nahçıvan ve Van'ı ele geçirdi. Bunun üzerine Kanuni Sultan Süleyman ikinci defa İran seferine karar verdi. Çıkılan İran Seferinden Van ve Tebriz geri alınarak dönüldü (1548). Safeviler 1553 tekrar saldırıya geçtiler. Doğu Anadolu'da ilerleyen düşman kuvvetleri Muş'a kadar gelip Erzurum'u kuşattılar. Kanuni Sultan Süleyman üçüncü İran seferine çıktı. Revan, Nahçıvan ve Karabağ alındı. Zor duruma düşen Şah Tahmasb'ın isteği üzerine barış yapıldı ve Amasya Antlaşması imzalandı(1555).

Kanuni Sultan Süleyman Dönemi Safeviler İlişkisiBu antlaşmayla, Yavuz döneminden beri süren İran sorunu çözüme kavuştu. Doğu Anadolu, Tebriz ve Bağdat Osmanlı hakimiyetinde kaldı. Amasya Antlaşması Osmanlı İmparatorluğu ve İran arasındaki ilk resmi antlaşmadır. Ayrıca İslam dünyasında yapılan ilk din barışı özelliği de taşımaktadır.
]]> Kanuni Sultan Süleyman Dönemi Kapitülasyonlar https://www.kanunisultansuleyman.gen.tr/kanuni-sultan-suleyman-donemi-kapitulasyonlar.html Thu, 29 Nov 2018 03:46:59 +0000 İlk defa 1352 yılında Cenevizlilere verilen Kapitülasyonlar, darülharb kabul edilen yabancı ülke tüccarına Osmanlı topraklarında ticaret yapma hakkı veriyordu. Ancak Osmanlı Devleti ticaret imtiyazlarını siyasi ve diplomatik me

İlk defa 1352 yılında Cenevizlilere verilen Kapitülasyonlar, darülharb kabul edilen yabancı ülke tüccarına Osmanlı topraklarında ticaret yapma hakkı veriyordu. Ancak Osmanlı Devleti ticaret imtiyazlarını siyasi ve diplomatik menfaatleri çerçevesinde kullanarak ittifak yapacağı devletlere vermişti. 

1535 yılında Fransa ile dostluk  havası içerisinde iken Fransızların hazırladığı Kapitülasyon taslağı Osmanlı padişahınca tasdik edilmemişti. Bu taslağa göre eşit şartlar ve mütekabiliyet esası getiriliyordu. Halbuki Osmanlı Devleti padişahın tek taraflı yemini “Ahdi” ile verildiğinden Ahidname diye adlandırılmıştı ve her padişah değiştiğinde yenilenmesi gerekiyordu.Kanuni Sultan Süleyman Dönemi Kapitülasyonlarİlk Fransız Kapitülasyonu, Kıbrıs seferi öncesinde 1569 yılında verildi. Katolik dünyasına ve Papa ambargosuna karşı ittifak sağlamak için Protestan olan İngiltere’ye 1580′de, Hollanda’ya 1612′de Kapitülasyonlar verildi.  

Kapitülasyonlarda ticaret yapma hakkının yanı sıra, tüccarın hakları, gümrük vergileri, mahkeme usülleri, yol izinleri, emniyetlerine dair hususlar detaylı olarak belirtildi.Osmanlı devleti zayıfladıkça Kapitülasyon verilen devletlerde giderek çoğaldı ve bunu bir baskı aracı haline getirdiler.

Birinci Dünya Savaşı’nın ilanı ile birlikte 1914 yılında tüm protestolara rağmen Kapitülasyonlar tek taraflı olarak kaldırılmıştır.

]]>
Kanuni Sultan Süleyman Zigetvar Kalesi https://www.kanunisultansuleyman.gen.tr/kanuni-sultan-suleyman-zigetvar-kalesi.html Thu, 29 Nov 2018 12:31:11 +0000 Anadolu'daki iç isyanlarla ve Doğu'da İran Devleti ile uğraşan Kanuni Sultan Süleyman, 1566'da son seferine yine Macaristan üzerine çıktı. Zigetvar kalesi kuşatıldı, ancak kuşatma devam ederken Kanuni Sultan Süleyman vefat etti Zigetvar kalesi kuşatıldı, ancak kuşatma devam ederken Kanuni Sultan Süleyman vefat etti. Osmanlı Devletini zaferden zafere taşıyan Kanuni Sultan Süleyman'ın ölüm haberine rağmen kale fethedildi (7 Eylül 1566).
Kanuni Sultan Süleyman Zigetvar Kalesi]]>
Kanuni Sultan Süleyman Macaristan Seferi https://www.kanunisultansuleyman.gen.tr/kanuni-sultan-suleyman-macaristan-seferi.html Fri, 30 Nov 2018 11:18:32 +0000 Kanuni Sultan Süleyman, bunun üzerine Almanya seferine çıktı. Budin'i geri alıp Estergon'a kadar ilerleyen Osmanlı kuvvetleri, Avusturya ve Almanya içlerine akınlar düzenledi. Yedi ay süren Almanya seferi sırasında Avusturya'da bir çok
Bunun üzerine Ferdinand barış istedi. İmzalanan İstanbul Antlaşması ile Ferdinand ve Şarlken'in hem Macaristan hem de tüm Avrupa'yı ele geçirme çabaları sonuçsuz kaldı (22 Temmuz 1533). Ferdinand'ın Macaristan üzerinde ki emellerinden vazgeçmeye niyeti yoktu. Jan Zapolya ölmüş, yerine oğlu Sigismund geçmişti. Bundan istifade eden Ferdinand Budin'i kuşattı. Bunun üzerine 1540 yılında Kanuni tekrardan Macaristan seferine çıktı ve çok güçlü bir orduyla birlikte Budin'e girdi.

Kanuni Sultan Süleyman Macaristan Seferi

Sigismund'u Erdel Beyliği'ne atadı ve Macaristan'ı Osmanlı Devleti'ne bağlı Budin eyaleti haline getirdi. Süleyman Paşa bu bölgenin beylerbeyliğine atandı. Avusturya'nın elinde sadece kuzey Macaristan kaldı. Kanuni döneminin önemli siyasi olaylarından olan Osmanlı-Macaristan, Almanya, Avusturya ilişkileri Kanuni'nin ölümüne kadar devam etti.
]]>
Kanuni Sultan Süleyman Viyana Kuşatması https://www.kanunisultansuleyman.gen.tr/kanuni-sultan-suleyman-viyana-kusatmasi.html Fri, 30 Nov 2018 12:39:31 +0000 Macaristan'ın Türkler tarafından fethi Avusturya ile Türkleri karşı karşıya getirdi. Mohaç Savaşı'ndan sonra Macaristan bir tampon bölge haline gelmişti. Avusturya Arşidükü Ferdinand, Macaristan'ın Osmanlı hakimiyetine girm
Macaristan'ın Türkler tarafından fethi Avusturya ile Türkleri karşı karşıya getirdi. Mohaç Savaşı'ndan sonra Macaristan bir tampon bölge haline gelmişti. Avusturya Arşidükü Ferdinand, Macaristan'ın Osmanlı hakimiyetine girmesini istemiyordu. Ferdinand, Şarlken'in de desteğiyle Jan Zapolya'yı tanımadı ve Budin'e girdi. Karşı sefere çıkan Kanuni Sultan Süleyman Budin'i geri aldı. Savaşmayı göze alamayan Ferdinand ve Şarlken Avusturya'nın başkenti Viyana'ya kaçtılar ve Viyana kuşatıldı (26 Eylül 1529). Kış mevsimi yaklaştığı için 16 Ekim günü kuşatma kaldırıldı. Osmanlı Devleti, Viyana kuşatmasından bir sonuç elde edememesine rağmen, Macaristan'daki durumunu güçlendirmiş ve Avrupa'nın karşı saldırı yapmasını engellemiştir. Macaristan üzerindeki emellerinden vazgeçmeyen Ferdinand, Kanuni'ye bir elçi göndererek Macaristan'ın kendisine verilmesini istedi. Buna karşılık vergi vermeyi kabul ediyordu. Bu talebi karşısında olumsuz cevap alan Ferdinand Budin'i kuşattı.
Kânûnî Sultan Süleymân Han, Mohaç zaferi ve kılıç hakkıyla zaptettiği geniş Macaristan ülkelerinin Alman asıllı bir hükümdarın eline geçmesine müsâde edemezdi. Bu, Osmanlı Devleti için vahim neticeler doğurabilirdi. 

Kânûnî Sultan Süleymân Han sefer hazırlıklarıyla meşgulken, Macaristan’dan fethedilen arazinin geri verilmesi karşılığında barış yapmak isteğiyle Ferdinand’ın elçileri geldi. Fakat Almanları, Budin ve Macaristan’dan çıkarıp atmak, Ferdinand’a gözdağı vermek, bulunabilirse, Alman ordusunu yakalayıp yok etmek arzusunda olan Kânûnî Sultan Süleymân Han, o zamanın âdetleri gereği elçileri tevkif ettirdi. Hazırlıklarını tamamladıktan sonra serbest bırakıp savaş için yola çıktığını söyleyip Ferdinad’a gönderdi. 

Kanuni Sultan Süleyman Viyana Kuşatması
10 Mayıs 1529’da İstanbul’dan hareket eden Süleymân Han, 20 Haziran’da Sofya’ya ve 18 Ağustos’da Mohaç ovasına ulaştı. Zapolya da 6.000 Macar askeri ile orduya katıldı ve burada Pâdişâh’ın elini öpmekle şereflendi. Eylül’de Budin’i kuşatan sultan Süleymân Han, teslim teklifinin reddedilmesi üzerine şiddetli bir muhasara savaşına başladı. 8 Eylül’de kale kapılarından biri ele geçirilip umûmî hücum başlatılınca, ümit kalmadığını anlayan müdâfîler, hayatlarına dokunulmamak şartıyla kaleyi teslim ettiler. Kısa zamanda gösterilen bu muvaffakiyet karşısında, Osmanlı hâkimiyetine daha fazla karşı duramayacağını anlayan Boğdan voyvodası beşinci Petro Raveş de ordugâha gelerek bir tâbiiyyet andlaşması imzaladı. Elbasan sancakbeyi Hasan Bey’i Budin’de muhafız bırakan Kânûnî, 12 Eylül’de Macar taht şehrinden ayrılıp Viyana üzerine yürüdü. Bu arada Ferdinand’ın adamları tarafından kaçırılmak üzereyken İzvornik sancakbeyi Sultanzâde Bâli Bey’in ele geçirdiği meşhur Macar tacı, yeniçeri sekbanbaşısı tarafından Zapolya’ya giydirildi. Kânûnî Sultan Süleymân Han, 22 Eylül’de Almanya sınırını geçti. Ertesi gün Bâli Bey’in kardeşi Semendire sancakbeyi Sultanzâde Mehmed Bey, Alman öncü kuvvetlerinin büyük bir kısmını Viyana’nın on beş kilometre güneydoğusundaki Bruck kasabası yakınlarında imha etti. Esir edilen Alman kuvvetleri komutanı Christophe Vori Zedlitz ve altı general Sultan’a gönderildi. 27 Eylül’de Viyana önlerine gelen ordu-yı hümâyûn, hıristiyanlığın en büyük devleti olan Alman İmparatorluğu’nun başkentini muhasaraya başladı. 

Kânûnî Sultan Süleymân Han, 120.000 kişilik bir orduyla Budin’den ayrılıp Viyana üzerine yürüdüğü haberi duyulunca, sâdece Almanya’da değil, bütün Avrupa’da müthiş bir telaş ve korku başlamış, Türklerin gelişi karşısında, o sırada had safhada olan mezhep mücâdeleleri bile bir tarafa bırakılarak, Viyana’ya yardım kampanyası açılmış ve Avrupa’nın her yerinden muhtelif milletlere mensup yardım kuvveti akın akın gelmeye başlamış, hattâ muhâsaradan biraz evyel bu kuvvetlerin büyük bir kısmı kaleye yerleşmişti. Osmanlı ordusunun haşmetinden büyük bi]]> Kanuni Sultan Süleyman Mohaç Savaşı https://www.kanunisultansuleyman.gen.tr/kanuni-sultan-suleyman-mohac-savasi.html Sat, 01 Dec 2018 09:34:24 +0000 Şarlken'in büyük bir tehlike olmaya başladığını gören Kanuni Sultan Süleyman, Fransuva'nın da ısrarı üzerine Şarlken'e karşı savaş açmaya karar verdi. Osmanlı ordusu Tuna nehrini geçerek Macaristan'a girdi. 29 Ağustos 1
Şarlken'in büyük bir tehlike olmaya başladığını gören Kanuni Sultan Süleyman, Fransuva'nın da ısrarı üzerine Şarlken'e karşı savaş açmaya karar verdi. Osmanlı ordusu Tuna nehrini geçerek Macaristan'a girdi. 29 Ağustos 1526'da Macar ordusuyla Mohaç'ta yapılan savaşta Macar ordusu iki saatte dağıldı. Mohaç Savaşı parlak ve şanlı bir zaferle neticelendi. Budin (Budapeşte) alındı. Macaristan, Osmanlı Devletine bağlı bir krallık haline geldi ve başına Macar soylularından Jan Zapolya getirildi.

Kanuni Sultan Süleyman'ın Belgrad'ı ele geçirmesinden (1521) sonra Macaristan Kralı Lajos ile Osmanlılar arasındaki zaten iyi olmayan ilişkiler daha da sertleşti. Aynı dönemde Fransa Kralı François’nın Pavia’da Almanya İmparatoru ve İspanya Kralı Karl V’ye yenilip tutsak olması hemen tüm Batı ve Güney Avrupa’nın Karl V’in hegemonyası altına girmesi tehlikesini ortaya çıkardı. Yine aynı dönemde İran’da yeni tahta çıkan Şah Tahmasp’ın Osmanlılar’a karşı Karl V ve Lajos’a bir ittifak önerisinde bulunması üzerine Osmanlılar Macaristan üzerine sefer kararı aldı. İstanbul’dan Rumeli akıncı beylerine Aralık 1525 – Ocak 1526 tarihleri arasında gönderilen emirlerle Rumeli askerlerinin 1526 baharında Sofya ovasında hazır olması istendi. Aynı biçimde Kırım hanı ile Anadolu beylerbeyine de gerekli emirler gönderildi.

Osmanlı Ordusu 21 Nisan 1526’da İstanbul’dan hareket ederek ve Belgrad’dan geçerek Macaristan Krallığı topraklarına girdi; Petervaradin, İllok ve Osek kalelerini ele geçirdi, ardından Mohaç ovasına yöneldi. Durumu öğrenen Macaristan kralı Lajos, bir yandan savaş hazırlıklarına girişirken öte yandan bütün Avrupa’dan yardım istedi. Lajos’un başkanlığındaki bir toplantıda Osmanlı ordusunun Mohaç ovasında karşılanması kararlaştırıldı. Kanuni Sultan Süleyman ise, Lajos’un Osmanlı egemenliğindeki Eflak voyvodasından bile yardım istediğini öğrendiğinden akıncı komutanlarından Hüsrev ve Bali beyleri Macar ordusuna yapılacak yardımları engellemek üzere görevlendirdi. Osmanlı savaş meclisi, bir bölüm zırhlı süvarilerden oluşan Macar ordusuna karşı yeni bir savaş taktiği uygulanmasını kararlaştırdı. Ağırlıkları geride bırakılan ordu sağ ve sol olmak üzere iki kanada ayrıldı. Merkeze de zincirlerle birbirine bağlı 300 top yerleştirildi. Macar ordusuna karşı konulmayarak planlı bir biçimde geri çekilmek ve zırhlı düşman süvarilerini toplarla karşı karşıya bırakmak kararı alındı. Macar ordusu ise iki saf halinde savaş düzeni aldı. İlk saf merkez, sağ ve sol kollara ayrıldı. İkinci saf ise birbiri ardına mevzilenen dört koldan oluşturuldu. Kral Lajos ikinci safta yer aldı.

Savaş macar süvarilerinin sadrazam ve Rumeli beylerbeyi İbrahim Paşa komutasındaki Rumeli askerine saldırısı ile başladı. Bir süre sonra Lajos’un komuta ettiği macar ordusunun ikinci safı Anadolu beylerbeyi Behram Paşa komutasındaki Anadolu askerlerine saldırıya geçti. Osmanlı kuvvetleri planlı ve bilinçli bir biçimde toplara doğru çekilirken, Bali ve Hüsrev beylerin komutasındaki akıncılar ve deli kuvvetleri de macar kuvvetlerinin geri çekiliş yollarını kapattılar. Macar kuvetleri ansızın 300 top ile karşı karşıya kaldı. Açılan ateş, macar ordusunda tam bir panik yarattı. Macarlar karasu bataklığına doğru çekilmekten başka çare bulamadılar.

Kral Lajos başta olmak üzere çok sayıda macar komutanı ve askeri, bataklıkta boğularak öldü. Kısa süren savaşta macar ordusu yaklaşık 20.000 piyade ve 7.000 süvarisini yitirdi ki bu tarihin kaydettiği en büyük imha savaşlarından biri oldu. Bu savaşa katılan iki ordunun konusunda kesin bilgi bulunmamaktadır. Kimi kaynaklara göre osmanlı ordusu 57 bin ile 300 bin kişi, macar ordusu da 28 bin kişi ile 100 bin kişi arasında olduğu ileri sürülmektedir.Gerçekte Osmanlı ordusunun Macarlardan birkaç kat fazla olduğu ve özellikle üstün nitelikli top ve silahlara sahip olduğu söylenebilir.

Mohaç zaferinin ardından Kanuni Sultan Süleyman Macaristan Krallığı’nın başkenti Budin’e savaşsız girdi (12 Eylül 1526) ve Erdel]]> Kanuni Sultan Süleyman Belgrat Fethi https://www.kanunisultansuleyman.gen.tr/kanuni-sultan-suleyman-belgrat-fethi.html Sun, 02 Dec 2018 08:39:37 +0000 Kanuni Sultan Süleyman tahta çıktığında Avrupa'nın en güçlü devleti Roma-Germen İmparatorluğu (Almanya) idi. Almanya İmparatoru Şarlken Macaristan'a hakim olmak için Macar kralı ile yakın akrabalık ilişkileri kurmuş
Kanuni Sultan Süleyman tahta çıktığında Avrupa'nın en güçlü devleti Roma-Germen İmparatorluğu (Almanya) idi. Almanya İmparatoru Şarlken Macaristan'a hakim olmak için Macar kralı ile yakın akrabalık ilişkileri kurmuştu. Macar Kralı İkinci Lui, Şarlken'e güvenerek vergilerini ödemiyor kendisine gönderilen Osmanlı elçilerini öldürtüyordu. Fatih Sultan Mehmed, Avrupa'da düzenlediği seferlerde Sırbistan'ı almıştı. Ancak stratejik bir öneme sahip Macaristan alınamamıştı. Kanuni Sultan Süleyman Macaristan'ı almak üzere harekete geçti. Belgrad, karadan ve Tuna ırmağındaki Osmanlı donanması tarafından kuşatıldı. Şehir, gayet iyi savunulmasına rağmen teslim olmak zorunda kaldı (29 Ağustos 1521). Belgrad Muhafızlığına Balı Paşa getirildi. Bu sefer sonunda İstanbul'a gönderilen bazı Belgradlılar kurulan Belgrad köyüne yerleştirildi. Belgrad'ın fethi, Kanuni Sultan Süleyman'ın ilk fethidir. Belgrad, bundan sonraki yıllarda Osmanlı Devleti'nin Avrupa'ya açılan en büyük kapısı oldu. Bu sebeple Belgrad'a Darü'l-cihad denildi.

Orta Avrupa'nın kilidi sayılan müstahkem Belgrad şehrinin, 29 Ağustos 1521'de, Kanuni Sultan Süleyman Han tarafından, Osmanlı Devleti'ne katılması.
Belgrad'ın ilk muhasarası, buranın stratejik önemini anlayan Sultan İkinci Murad Han tarafından gerçekleştirildi. 1441 senesinde Evrenosoğlu Ali Bey komutasında bir ordu gönderen Murad Han, sonra kendisi de giderek kaleyi altı ay kuşattı. Ancak, salgın hastalığın artması ve zayiatın fazla olması, muhasaranın kaldırılmasına sebep oldu.

İkinci muhasara, Fatih Sultan Mehmed Han tarafından yapıldı. Padişah, 150.000 kişilik bir ordu, 200 gemi ve toplarla 13 Haziran 1459'da Belgrad önlerine vardı. Papanın teşvikiyle Haçlı ordusu, kalenin yardımına gelip içeri girmeye muvaffak oldu. Yapılan taarruzlardan sonra, 22 Temmuz günü kaleye girildi. Fakat kale içindeki tedbirsiz hareketler sonunda yapılan karşı hücuma dayanılamayarak geri çekilindi. Fatih, askerin başına bizzat geçerek, kaleden gelen taarruzu durdurdu. Padişahın bu muharebede yaralanması, askerlerin yorgunluğu, Belgrad muhasarasının kaldırılıp geri çekilmeye sebep oldu. Osmanlılar, bundan sonraki zamanda, devamlı olarak Belgrad'ın fethi için zaman kolladılar.

Kanuni Sultan Süleyman Belgrat Fethi
Kanuni Sultan Süleyman, Macar Kralı İkinci Lajos'a gönderdiği elçiye yapılan kötü muameleden dolayı, sefer açılmasına karar verdi. Rumeli Beylerbeyi Ahmed Paşayı Sabach zaptına, Semendire beyi Hüsrev Beyi Belgrad'ın ablukasına gönderdi. Kendisi de o tarafa doğru 18 Mayıs 1521 günü İstanbul'dan hareket etti. Ayrıca, Karadeniz Tuna yoluyla bir donanma sevk edilmişti. Kanuni Sultan Süleyman, ordusu ile Belgrad yakınlarına ulaşıp Zemun yakınlarında yüksek bir yere otağını kurdurup, muhasara emrini verdi. Günlerce süren şiddetli ateşten ve çarpışmadan sonra Osmanlı kuvvetleri, 8 Ağustos, Ramazanın beşinci günü dış kaleye girdi. İç kalenin fethi ise biraz daha uzadıysa da Ramazan'ın 26. Kadir gecesi orası da alındı (29 Ağustos 1521). Fethin ertesi günü Belgrad'a giren Kanuni Sultan Süleyman, kiliseden çevrilen camide Cuma namazını kıldı. Kale halkından Macaristan'a gitmek isteyenlere müsaade edildi. Cizye vermeyi kabul edenler ise yerlerinde bırakıldı.

Tuna ile Sava'nın birleşme noktası olan Belgrad'ın, Osmanlılar eline geçmesi ile, Macar Ovası, Türklere açılmış oluyordu. Belgrad'ın düşmesi ile, etrafındaki bütün kale, palanka ve kasabalar teslim olup, Osmanlı Devletine katıldılar. Belgrad'ın fethi, Avrupa'da büyük yankılar yaptı. Çünkü burası, Hıristiyanlık âleminin, ele geçirilemez kalelerinden biri kabul ediliyordu. Avusturya elçisi, bu fetihten otuz sene sonra şunları yazmıştır: "Belgrad'ın alınışı, Macaristan'ın daha sonra içine düştüğü acı durumun başlangıcı olmuştur." Gerçekten de birkaç sene sonra Kanuni, yeniden Macaristan üzerine yürüdü]]> Kanuni Sultan Süleyman Dönemi İç İsyanlar https://www.kanunisultansuleyman.gen.tr/kanuni-sultan-suleyman-donemi-ic-isyanlar.html Sun, 02 Dec 2018 17:37:30 +0000 Bu denli parlak bir dönemde Kanuni Sultan Süleyman bir çok isyanıda sağlam otoritesi sayesinde bastırmıştır.Kanuni Sultan Süleyman, padişahlığının ilk yıllarında bazı iç isyanlarla uğr
Bu denli parlak bir dönemde Kanuni Sultan Süleyman bir çok isyanıda sağlam otoritesi sayesinde bastırmıştır.

Kanuni Sultan Süleyman, padişahlığının ilk yıllarında bazı iç isyanlarla uğraştı. Mısır'ın fethinden sonra Yavuz Sultan Selim'in Şam Valisi olarak atadığı Canbirdi Gazeli'nin çıkardığı isyan bunlardan ilkidir. Amacı Memlük devletini yeniden kurmak olan Canbirdi Gazeli, 1521 yılının Ocak ayında Dulkadiroğullarından Şehsuvaroğlu Ali Bey komutasındaki Osmanlı kuvvetleri tarafından bozguna uğratılarak yakalandı ve idam edildi. Kanuni Sultan Süleyman, sonraki yıllarda yine Mısır'da sadrazamlık hakkının kendisinde olması gerektiğini savunan Ahmet Paşa, Anadolu'da Safevilerin desteğiyle ortaya çıkan Kalender Çelebi ve vergi sistemini bahane ederek ayaklanan Baba Zünnun (1527) isyanlarıyla uğraştı. Çıkan tüm bu isyanlar Osmanlı kuvvetleri tarafından başarıyla bastırıldı.
Kanuni Sultan Süleyman Dönemi İç İsyanlar
a-Canberdi Gazali İsyanı.

Memluk komutanlarından olup,Yavuz’un Memluk seferinde Osmanlılara karşı savaşmış;Memlukler yıkılınca Yavuz’un gözüne girmeyi başarmış ve Şam valiliğine tayin edilmişti.Yavuz’un ölümüyle,Memluk Devleti’ni yeniden kurmak için isyan etti.1521.İsyan bastırıldı.

b-Şahsuvaroğlu Ali Bey’in idamı.

Şahsuvaroğlu Ali Bey,Yavuz zamanında Dulkadiroğullarının alınmasından sonra,Dulkadir Beyliğine atanmıştı.Ali Bey,Osmanlı Devletine bağlı olmakla birlikte,yarı mustakil bir hüviyete sahipti.Devlete birçok yararlıkları olmuştu.Gerek Bozoklu Celal,ve gerekse Canberdi Gazali isyanının bastırılmasında birinci derecede rol oynamıştı.Ancak bu iki isyanın da bastırılması için devlet tarafından görevlendirilen Ferhat Paşa’dan önce işe müdahale ederek kendini göstermesi;Ferhat Paşa’nın kıskanmasına neden olmuş,bu da Ali Bey’in sonunu hazırlamıştır.

Ferhat paşa’nın Kanuni’ye,Ali Bey’in yakında bir isyana kalkışacağı şeklindeki şikayeti üzerine yakalanıp idam edilmiştir.1522.

c-Ahmet Paşa İsyanı.

Yaşlı sadrazam Piri Mehmet Paşa emekliye ayrıldıktan sonra yerine II.Vezir Ahmet Paşa sadrazam olması gerekirken Kanuni,İbrahim Paşa’yı sadrazam yapınca Ahmet Paşa buna çok gücendi.Ve Kanuni’den Mısır’a vali olarak atanmasını istedi.Kanuni de onun isteği doğrultusunda Ahmet Paşa’yı Mısır’a Vali yaptı.1523

Ahmet Paşa Mısır’a gidince orada isyan etti.1524.Uzun uğraşlar sonucunda yakalanarak öldürüldü.

Ahmet Paşa,Osmanlı tarihine bir hain olarak geçmiş.Ve “ Hain Ahmet Paşa “ olarak anılmıştır.

d-Baba Zünnun İsyanı.

Bozok(Yozgat) Sancağında arazi tahriri yapılırken bir türkmene fazla vergi takdir edilince itiraz etti.Reddedilince Baba Zünnun önderliğinde ayaklanma çıktı.1526’da Baba Zünnun Adana Valisi Piri Bey tarafından öldürülünce isyan bastırıldı.

e-Domuzoğlu,Yekçe Bey ve Veli Halife İsyanları.

Toroslar Bölgesinde,Adana Vilayeti dahilinde 1527’de etraflarına adamlar toplayarak devlete karşı ayaklanan bu kişiler;yine Adana Valisi Piri Bey tarafından ortadan kaldırıldılar.

f-Kalender Çelebi İsyanı.

Hacı Bektaşi Veli soyundan olduğu için,bu özelliğini kullanarak etrafına Karaman’dan Maraş’a kadar birçok taraftar toplayarak ayaklandı.Kanuni dönemi’nin en geniş çaplı ayaklanmasıdır.1526’dan 1527’ ortalarına kadar süren bu ayaklanma Vezir-i azam İbrahim Paşa tarafından bastırılmıştır

g-Üzeyr’li seyid İsyanı.

Adana-Dörtyol bölgesinde 1529’da çıkan bu isyan,Adana Valisi Piri Bey tarafından bastırılmıştır.
]]>
Kanuni Sultan Süleyman Şiirleri https://www.kanunisultansuleyman.gen.tr/kanuni-sultan-suleyman-siirleri.html Mon, 03 Dec 2018 12:35:48 +0000 Kanuni Sultan Süleyman şiirleri günümüze kadar ulaşmıştır. Kendisi siyasi hayatında gösterdiği başarılar kadar, sanat hayatında da başarılı olmuş bir padişahtır. Osmanlı Devletindeki en fazla şiir yazan padişahlar ar Kanuni Sultan Süleyman şiirleri günümüze kadar ulaşmıştır. Kendisi siyasi hayatında gösterdiği başarılar kadar, sanat hayatında da başarılı olmuş bir padişahtır. Osmanlı Devletindeki en fazla şiir yazan padişahlar arasında yer almıştır. Sanat ve ilim mensubu kişileri kollaması, onların aralarına katılması, şiiri sevmesi, duygu ve düşüncelerini bu şekilde dile getirmesine neden olmuştur. Babasının Mısır ve İran fethinden sonra, oradaki sanatkarları İstanbul'a getirmesi ve Kanuni Sultan Süleyman'ın bunları himaye ederek, ülkenin kültür ve sanat alanında yükselmesine sebep olmuştur. Sanatkarlar bu şekilde çok değerli eserlere imza atmıştır. Bu ortamın içinde yer alması Kanuni'nin edebiyata yönelmesine ve şiirler yazmasına vesile olmuştur. Hem doğu kültürünü bilmesi, hem de batı kültürünü tanıması ona faydalı olmuştur. Arapça, Sırpça ve Farsçayı da bilmesi şiirlerinde yardımcı olmuştur. Onun döneminde yetişmiş olan Fuzuli, Baki, Zati gibi üstatlar sayesinde Türk Divan şiiri oldukça iyi yerlere gelmiştir.

Kanuni Sultan Süleyman'ın şiirlerinin özellikleri nelerdir

Kanuni Sultan Süleyman Divan edebiyatında Muhibbi mahlasıyla çok güzel şiirler yazmıştır. Bunların dışında Acizi ve Meftüni mahlasını da kullanmıştır. Muhibbi sevgi besleyen, seven ve dost anlamına gelirken, Meftüni gönül veren, hayran kalmış anlamına, Acizi ise beceriksiz ve yeteneksiz anlamlarına gelmektedir. Baki, Zati ve Hayali adlı şairlerden etkilenen Kanuni, İran şiirinde Nizami, Sadi ve Selman'dan etkilenmiştir. Şiirleri yazarken aruza hakim olmuş fakat bazen vezni bulamadığından, şiirlerde ahenk bozulmuştur. Devlet işlerinin yoğunluğu, kendini tam olarak verememesi, vaktinin az olması gibi sebepler onu ikinci sınıf bir şair yapmıştır. Yine de diğer padişahlara göre daha başarılıdır. Diğer şairler gibi övülme ihtiyacı olmadığından, yazdığı şiirler övgü alıyor bu da kendini geliştirmesini engelliyordu. Şiirleri babası, Fatih Sultan Mehmet ve Şehzade Cem'in etkisinde kalsa da, aşk ve doğa ile ilgili olarak ta yazılmıştır. Şiirlerinde siyaset konuları yer almamıştır. Kendine yaptığı övgülerde bile tevazu gösterdiği görülmektedir. Dini konulara da az yer vermiştir. Hz. Muhammed'den şefaat dileyen, övgü ile bahseden şiirleri bulunmaktadır. İslam halifesi olduğundan, Allah'a olan duygularını da dile getirmiştir. Şiirlerini oldukça sade bir dille yazmıştır. Terkipler oldukça azdır. Kullandığı Farsça ve Arapça kelimeleri en fazla kullanılanlar arasından seçmiştir. Kelime haznesi ve kültürünün ne kadar geniş olduğu şiirlerinden anlaşılmaktadır. Aynı anlama gelen farklı kelimeleri sıkça kullanmış olup, sana endişesi taşımadığı gözlemlenmektir. Osmanlı dönemi şairleri de tezkirelerinde Kanuni'den övgü dolu sözlerle bahsetmektedirler.

Kanuni Sultan Süleyman Şiirleri

Kanuni Sultan Süleyman'ın eserleri nelerdir

Kanuni hem devleti güzel yönetmesi, hem de sanatkarlara önem verip, iyi bir şair olması sebebiyle 16. yüzyıla ve geleceğe damga vurmuş, başarılı bir kişiliktir. Yazdığı şiirlerle bir divan oluşturmuştur. Zatiden sonra en çok gazeli yazan kişidir. Biri Farsça olan dört adet divançesi bulunmaktadır. Bu divançelerin ilki 30 yaprak, ikincisi 118 yaprak, sonuncusu 261 yapraktır. Yapılan araştırmalarda 2799 adet gazeli, bir adet terci-i bendi, 18 muhammesi, 30 adet murabbası, 56 kıtası ve 217 adet beyti bulunduğu görülmüştür.

]]>
Kanuni Sultan Süleyman'ın Ölümü Neden Saklandı https://www.kanunisultansuleyman.gen.tr/kanuni-sultan-suleymanin-olumu-neden-saklandi.html Tue, 04 Dec 2018 09:17:58 +0000 Kanuni Sultan Süleyman Han (r.a.) ölümü ve ölümünün gizlenme nedenleri: (6-7 Eylül 1566'da sabaha karşı vefat eden Kanuni Sultan Süleyman'ın cesedi tahtın altına gizlenmişti.) Kanuni Sultan Süleyman 1566 y Kanuni Sultan Süleyman Han (r.a.) ölümü ve ölümünün gizlenme nedenleri:
(6-7 Eylül 1566'da sabaha karşı vefat eden Kanuni Sultan Süleyman'ın cesedi tahtın altına gizlenmişti.)

Kanuni Sultan Süleyman 1566 yılında hasta olduğu halde on üçüncü ve son seferi olan Zigetvar üzerine sefere çıktı. Bu sırada yetmiş üç yaşındaydı ve hükümdarlığının kırk altıncı yılındaydı. Zigetvar şehri etrafı surlarla ve nehirle çevrili üç kısımdan oluşuyordu. Bu yüzden hemen netice alınamadı. Kuşatmanın son gününe yaklaşıldığında hastalığı iyice artan hükümdar 6-7 eylül 1566 gecesi sabaha doğru vefat etti.

Hükümdarın vefatının ertesi günü Zigetvar alındı ancak yine de durum çok tehlikeli bir hal arz ediyordu. Düşmanın ve yeniçerilerin bu durumu öğrenmesi çok vahim sonuçlar ortaya çıkarabilirdi. Düşmanın öğrenmesi bu durumdan yararlanma ihtimalini arttırır, yeniçeriler ise üzüntü ile kontrol edilemez bir kalabalığa dönüşebilirlerdi. Sokullu Mehmet Paşa bu konuda bütün siyasi dehasını kullandı. Padişahın ölümü vezirlerde dahil herkesten gizlendi. Ölümü sadece padişahın yakınında bulunan kişiler biliyorlardı.

Kanuni Sultan Süleyman'ın Ölümü Neden Saklandı

Sokullu Mehmet Paşa ilk olarak Kütahya sancakbeyi şehzade Selim'e haber gönderdi. Haberi götüren Hasan Çavuş, Halep beylerbeyliğine tayin olunan bir paşaya tebliğe gittiğini, giderken de şehzade Selim'e fethi müjdeleyen mektubu vereceğini zannediyordu.

Sokullu Mehmet Paşa diğer taraftan yazısı padişahın yazısına çok benzeyen silahdar Cafer Ağa'ya padişahın ağzından hatt-ı hümayunlar yazdırıyordu. Bu arada padişahın cenazesini otağ-ı hümayun içerisinde yıkattı ve padişahın ölümünü bilen on iki kişiyle cenaze namazını kılındı. Padişahın iç organları çıkarılıp oraya defnedilmiş(daha sonra oraya da ayrıca bir türbe yapılacaktır) cesedi ise mumyalanıp tabuta konularak tahtın altına gizlenmiştir. Sonradan durumdan vezirlerde haberdar edildi. Fethin ertesi günü ise fetih şenlikleri düzenlendi. Hatta padişahın cuma namazını Zigetvar şehrinin camiye çevrilen kilisesinde kılacağı duyuruldu. Cuma günü ise hükümdarın rahatsızlığının arttığı dolayısı ile namaza katılamayacağı ilan edildi.

Padişahın öldüğüne dair söylentileri kesmek için ertesi gün divan toplantısı yapılacağı ilan edilerek söylentilerin önü kesildi. Ertesi gün söylenildiği gibi divan toplantısı yapıldı. Fakat divanda konuşulan konu askerin bu durumu öğrenmemesi için neler yapılabileceği idi. Yeniçeri ağası otağ-ı hümayuna gidip padişahla görüşmüş gibi yaparak yeniçerileri kalenin tamir işi için görevlendirdi. Bir kısım askerlerde civar küçük kalelerin fethine gönderilerek karargahın etrafından askerler uzaklaştırılmaya çalışılmıştır.

Ancak her geçen gün şüpheler artıyordu. Nihayet kırk üç gün sonra şehzade Selim'in Belgrat'a geldiği haberi alındı ve ordu Belgrat'a doğru hareket ettirildi. Bu arada padişahın ölümü hala gizleniyordu. Padişaha benzeyen hizmetlilerden birisi hasta görünümünde padişahın arabasına bindirilmişti.Bu kişi sağa sola selam vererek durumu idare ediyordu. Padişahı iyi seçemeseler de askerler padişahın sağ olduğuna iyice kanaat ettiler. Sokullu Mehmet Paşa'da ara sıra padişahın yanına sokularak güya bir şeyler arz ediyordu.

Tehlike bölgesi geçilip Belgrat'a iyice yaklaşılınca Sokullu Mehmet Paşa hafızlardan Kur'an okumaya başlamalarını istedi. Askerler birden bire donup kaldılar. Kırk altı yıldır başlarında olan hükümdarın ölmesi onları şoka sokmuştu. Sokullu Mehmet Paşa'nın askeri teskin edici konuşması ile kendilerine geldiler ve gözyaşları içerisinde tekrar yola koyuldular.

Kanuni Sultan Süleyman'ın ölümü dahiyane bir şekilde kırk sekiz gün gizlenmiş böylece ortaya çıkabilecek vahim sonuçların önüne geçilmiştir.

]]>
Kanuni Sultan Süleyman'ın Ölümü https://www.kanunisultansuleyman.gen.tr/kanuni-sultan-suleymanin-olumu.html Tue, 04 Dec 2018 19:14:10 +0000 Kanuni Sultan Süleyman’ın Ölümü; 1566 senesinde hasta bir şekilde 13. seferi olarak zigetvar üzerine sefer düzenleyerek yola çıktı. Kanuni Sultan Süleyman Zigetvar seferi düzenlediği zaman padişahlığının 46 yılında Kanuni Sultan Süleyman’ın Ölümü; 1566 senesinde hasta bir şekilde 13. seferi olarak zigetvar üzerine sefer düzenleyerek yola çıktı. Kanuni Sultan Süleyman Zigetvar seferi düzenlediği zaman padişahlığının 46 yılında ve 73 yaşındaydı. Zigetvar şehrinin çevresi nehirle ve sularla çevrili ve üç bölümden oluşuyordu. Bu nedenle hemen sonuç alınamadı. Kuşatmanın son günlerine yakın rahatsızlığı iyice ilerleyen Kanuni Sultan Süleyman 1566 yılında Eylül ayının 6-7 gecesi sabaha karşı hakkın rahmetine kavuştu.

Kanuni Sultan Süleyman ölümünden bir süre sonra Zigetvar alındı fakat yine de durum oldukça tehlikeli bir durum arz ediyordu. Bu nedenle yeniçerilerin ve düşmanın bu ölüm haberini alması vahim sonuçlar meydana getirebilirdi.  Yeniçerilerin bu durumu öğrenmesi denetilemeyen bir topluluğa dönüşmelerine neden olabilirdi. Düşmanın ise böyle bir durumdan faydalanma olasılığını artırıyordu. Bu nedenle Sokullu Mehmet Paşa böyle bir durumda yapılması gerekenin en iyisini yaparak hükümdarın vefatını vezirler dahil olarak herkesten gizledi. Vefatı sadece hükümdara çok yakın olan kişiler biliyorlardı.

Sokullu Mehmet Paşa öncelikle Kütahya da sancak beyliği yapan şehzade Selim’ e ulak gönderdi. Bu haberi götüren ulak Hasan Çavuş bile vefat olayından habersiz Halep beylerbeyliğine atanan bir paşaya atama emrini götürdüğünü ve giderken de Kütahya da bulunan Şehzade Selim’e kazanılan zaferi müjdeleyen haberi vereceğini zannediyordu.

Sokullu Mehmet Paşa öte yanda el yazısı hükümdarın el yazısına benzeyen Cafer Ağa’ya hükümdarın ağzından mektuplar yazdırıp gönderiyordu. Bu arada hükümdarın cenazesini gizli olarak Otağ’ı Hümayun da yıkattı ve hükümdarın vefatını bilen 12 kişi ile birlikte cenaze namazı kılındı. Hükümdarın iç organları çıkartılarak bulunduğu yere gömülmüştür. Cenazesi ise mumyalanarak tabuta konulup, tahtın altına saklanmıştır. Ardından bu durumdan vezirlere de haber verildi. Fethin ardından ise yapılması gereken fetih şenlikleri icra edildi. Hatta hükümdarın Cuma namazını alınan Zigetvar şehrinde camiye dönüştürülen kilise de kılınacağı ilan edilerek duyuruldu. Ardından ise padişahın rahatsızlığının arttığı ve Cuma namazına katılamayacağı duyuruldu.

Kanuni Sultan Süleyman’ın öldüğüne dair çıkan fısıltıların önüne geçmek amacıyla bir gün sonra divan toplantısı düzenleneceği ilan edildi. Ancak bu divanda ele alınan konu yeniçerilerin bu durumu anlamaması için nasıl davranılacağı içindi. Yeniçerilerin başı hümayuna gidip hükümdardan emir almış gibi yaparak, yeniçeri askerlerinin bir kısmını kalenin tamir işleri için vazifelendirdi. Bir bölüm askerde diğer civar çevrelerdeki ufak kalelerin fethine yollanarak karargah’ın çevresinden uzaklaştırmaya çalışıldı.

Fakat günler geçtikçe şüpheler çoğalıyordu. Ancak 43 gün sonra gelen haberle Şehzade Selim’ in Belgrat’ a ulaştığı haberi geldi ve Belgrat’a doğru tüm ordu hareket ettirildi. Bu sırada hükümdarın vefatı hala saklı tutuluyordu. Hükümdara benzeyen bir Ağa hasta şeklinde hükümdarın arabasına bindirilmişti ve durumu idare etmek için sağa sola el hareketleriyle selam veriyordu. Bu durumda askerler hükümdarın sağ olduğuna inanarak emin oldular. Bu durumu idare eden Sokullu Mehmet Paşa da fırsat buldukça sözde hükümdarın huzuruna giderek bir şeyler söylüyordu.

Tüm ordu artık tehlikeli bölgeden uzaklaşıp çıktıktan sonra Belgrat yakınlarına varılınca Sokullu Mehmet Paşa tüm hafızlardan Kuranı Kerim okumalarını istedi. Bu durum karşısında askerler şaşkınlığa uğrayarak donup kaldılar. Çünkü 46 senedir başlarında olan padişahın vefat etmesi onları büyük bir üzüntüye sokmuştu. Ardından Sokullu Mehmet Paşa’nın teskin edici konuşması sonucunda kendilerine gelerek sakinleştiler ve gözyaşları arasında tekrar yola çıktılar.

Kanuni Sultan Süleyman Hayatı

Kanuni Sultan Süleyman’ın ölümü siyasi kurnazlıklarla 48 gün gibi uzun bir süre]]> Kanuni Sultan Süleyman'ın Sözleri https://www.kanunisultansuleyman.gen.tr/kanuni-sultan-suleymanin-sozleri.html Tue, 04 Dec 2018 20:19:29 +0000 Kanuni Sultan Süleyman çok büyük bir padişah olduğunu sadece sahip olduğu güce değil aynı zamanda zekasına da borçludur. Bana dildârın cefâsı hoş gelir Nitekim gayre vefâsı hoş gelir Derdi i Kanuni Sultan Süleyman çok büyük bir padişah olduğunu sadece sahip olduğu güce değil aynı zamanda zekasına da borçludur.

Bana dildârın cefâsı hoş gelir
Nitekim gayre vefâsı hoş gelir

Derdi ile hoş geçer dil dilberin
Derd sanma kim devâsı hoş gelir

Zahm-ı peykânı kızıl güldür bana
Bülbülüm hâr-ı belâsı hoş gelir

Yâreme merhem durur çün zahm-ı dost
Cânıma tîr-i belâsı hoş gelir

Ey Muhibbî âleme şâh olmadan
Dilberin olmak gedâsı hoş gelir

Kanuni Sultan Süleyman'ın Sözleri

Pâdişâh-ı aşkam u dil defter u dîvân bana
Derd u mihnet sözlerin yazdum yeter unvân bana

İnlerem tanbûr-veş bagrum delindi ney gibi
Bezm-i gamda mesken oldı kûşe-i hicran bana

Buseye bir cân nedür bin cân virürdüm cân ile
Yarım ağız buse ikrar eylese yârum bana

Öldürür gerçi ki gamzen âşıka virmez amân
Leblerün Îsî-nefes her lahza virür cân bana

Yanayum pervâne veş şem-i cemâli nûrına
Şem-i hüsne çün Muhibbi didi dilber yan bana

Nitekim Kanuni Sultan Süleyman‘ın söylediği sözlerde bunları ıspatlamaktadır.

Cânı mı var kimsenün eyleye cânân ile bahs
Bendeye lâyık mıdur kim ide sultân ile bahs

İtdügi cevr ü cefâ bana vefadan yeg gelür
Kıymet-i derdi bilen ider mi dermân ile bahs

Ben de yakdum meclis-i gamda bu gönlüm şemini
Eyledüm tâ subha dek şem-i şebistân ile bahs

Ruhlarını bâg-arâ gördükde didüm misli yok
Oldı mülzem itdügümde ben gülistân ile bahs

Şir-i pür-sûzun görüp tahsîn ide Husrev dahi
Ey Muhibbî eyle şimdengirü Selmân ile bahs

Çünkü Kanuni Sultan Süleyman kıvrak zekası ile neler yapabileceğini ıspatlamıştır.

Benim birlikte olduğum, sevgilim, parıldayan ayım,
Can dostum, en yakınım, güzellerin şahı sultanım.

Hayatımın, yaşamımın sebebi Cennetim, Kevser şarabım
Baharım, sevincim, günlerimin anlamı, gönlüme nakşolmuş resim gibi sevgilim, benim gülen gülüm,

Sevinç kaynağım, içkimdeki lezzet, eğlenceli meclisim, nurlu parlak ışığım, meşalem.
Turuncum, narım, narencim, benim gecelerimin, visal odamın aydınlığı,

Nebatım, şekerim, hazinem, cihanda hiç örselenmemiş, el değmemiş sevgilim.
Gönlümdeki Mısırın Sultanı, Hazret-i Yusufum, varlığımın anlamı,

İstanbulum, Karamanım, Bütün Anadolu ve Rum ülkesindeki diyara bedel sevgilim.
Değerli lal madeninin çıktığı yer olan Bedahşanım ve Kıpçağım, Bağdadım, Horasanım.

Güzel saçlım, yay kaşlım, gözleri ışıl ışıl fitneler koparan sevgilim, hastayım!
Eğer ölürsem benim vebalim senin boynunadır, çünkü bana eza ederek kanıma sen girdin, bana imdad et, ey Müslüman olmayan güzel sevgilim.

Kapında, devamlı olarak seni medhederim, seni överim, sanki hep seni öğmek için görevlendirilmiş gibiyim.
Yüreğim gam ile, gözlerim yaşlarla dolu, ben Muhibbiyim, sevgi adamıyım, bana bir şeyler oldu, sarhoş gibiyim. Bir hoş hale geldim

Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi.
Olmaya devlet cihanda, bir nefes sıhhat gibi.
Saltanat dedikleri bir cihân kavgasıdır.
Olmaya baht ü saadet dünyada vahdet gibi

]]>
Hürrem Sultan https://www.kanunisultansuleyman.gen.tr/hurrem-sultan.html Wed, 05 Dec 2018 13:20:30 +0000 Hürrem Sultan, Kanuni Sultan Süleyman’ın nikâhlı eşi ve sonraki padişah olan II. Selim’in annesidir. Doğum adı Alexandra Anastasia Lisowska olan Hürrem Sultan, Avrupa’da Roxelana adıyla tanınır. Hürrem Sultan, Hürrem Sultan, Kanuni Sultan Süleyman’ın nikâhlı eşi ve sonraki padişah olan II. Selim’in annesidir. Doğum adı Alexandra Anastasia Lisowska olan Hürrem Sultan, Avrupa’da Roxelana adıyla tanınır.

Hürrem Sultan, zekâsı, entrikaları, cesareti ve ihtisarıyla efsaneleşmiş bir Osmanlı Hanım Sultanıdır. Hayatı romanlara, tiyatro oyunlarına ve opera eserlerine konu olmuştur. Osmanlı İmparatorluğu’nda, kendi dönemindeki devlet işlerinde etkin rol oynadığı için Osmanlı’da kadınlar saltanatı devrini başlatmıştır. Kanuni Sultan Süleyman’ın nikahlı eşi olan Hürrem Sultan, II. Selim, Mihrimah Sultan, Şehzade Cihangir, Şehzade Bayezid, Şehzade Mehmed, Şehzade Abdullah'ın ve isimleri bilinmeyip küçük yaşlarda vefat eden diğer şehzade ve sultanların annesidir.

Hürrem Sultan

Hürrem Sultan’ın Osmanlı Devleti’ne gelmeden önceki hayatı hakkındaki bilgiler sınırlıdır ve kesin değildir. 1504 yılında Ukrayna topraklarında doğduğu rivayet edilir. Bilinen en kabul görmüş rivayet, 1520’de Tatar akıncılar tarafından Rutenya (Ukrayna)’dan kaçırılıp Kırım Hanlığı’na getirildiği, oradan da Osmanlı sarayına sunulduğudur.

Kızlık ismi kesin olarak bilinmemektedir. 19. yüzyılın Ukrayna’daki kayıtlarına göre Anastasia, Polonyalıların geleneğine göre ise Alexandra Lisowska olarak bilinir. Osmanlı sarayında Hürrem ismini almış ve Hürrem Haseki Sultan olarak bilinmeye başlanmıştır. Bazı tarihçilere göre ise Hürrem Sultan, Avrupa’da bilinen adıyla Roxelana, Ukrayna sınırları içerisinde bulunan Rohatyn kentinde doğmuş Lehistanlı Ortodoks bir ailenin kızıdır.

Tarih belgelerinde Hürrem Sultan’ın Osmanlı sarayına gelmesi ve Kanuni Sultan Süleyman ile tanışması hakkında kesin bilgilere rastlanılmamaktadır. Sultan Süleyman’ın şehzadelik döneminde veya padişahlığının ilk senelerinde Osmanlı haremine girdiği düşünülmektedir.

Hürrem Sultan saraya getirildiğinde, Kanuni, Manisa valisiyken birlikte olduğu Mahidevran Sultan ile evliydi ve bu evlilikten Mustafa isimli bir oğlu vardı. Sarayın en önemli kadın ismi Kanuni’nin annesi Ayşe Hafsa Sultan’dı. Ayşe Hafsa Sultan’dan sonra gelen ikinci önemli isim de Sultan Süleyman’ın ilk eşi Mahidevran Sultan’dı.

1521’de Hürrem saraya girdikten sonra, Kanuni Sultan Süleyman’la ilişkisinden Şehzade Mehmed dünyaya geldi ve böylece Hürrem Sultan olarak Osmanlı sarayının en nüfuzlu üçüncü kadın ismi oldu. Mahidevran Sultan ile Hürrem Sultan arasındaki rekabet ilerleyen zamanlarda kavgaya dönüşmüş, Hürrem Sultan zekâsı ve entrikalarıyla bu rekabeti lehine çevirmeyi başarmıştır. Takip eden dönemde Mahidevran Sultan gözden düşmüş, 1533’te Manisa valiliğine atanan oğlu veliaht Şehzade Mustafa’nın yanına gönderilmiştir. Mahidevran Sultan’ın gidişiyle Hürrem Sultan onun yerini aldı.

Kanuni Sultan Süleyman’ın nikâhlı eşi olduktan sonra Hürrem Sultan’ın saraydaki gücü ve pozisyonu daha da arttı. Şehzade Cihangir’in doğumundan sonra, kesin tarih olmamakla birlikte Haziran 1534’te Kanuni Sultan Süleyman ile görkemli bir düğün yaparak evlendiler ve aralarında resmi nikâh kıyıldı. Bu nikâh ile Hürrem Sultan, uzun süre sonra bir Osmanlı padişahı tarafından nikâhlanan ilk cariye oldu. Osmanlı geleneklerine aykırı olan bu hareket, devrimci bir hareket olarak nitelendirilebilir.

Mahidevran Sultan ile Hürrem Sultan arasında yaşanan mücadelede, Mahidevran’dan yanan olan Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi Valide Hafsa Sultan’ın 1534’teki ölümüyle, Hürrem Sultan’ın saraydaki etkisi iyice artmıştır fakat Valide Sultan’ın ölümünün ardından Şehzade Mustafa’nın tahta çıkmasına kesin gözüyle bakıldığından Mahidevran Sultan, Valide Sultanlığa hazırlanmaya başlamıştır.

Hürrem Sultan, Şehzade Mehmed'ten sonra Selim, Bayezid, Cihangir ve Abdullah adlarında dört şehzade ve Mihrimah adlı bir kız çocuğu daha dünyaya getirmiştir. Çocuklarını büyütürken, ileride onlardan birinin tahta geçmesi için mücadele vermiştir.

Sadraza]]> Şehzade Mustafa'nın Öldürülmesi https://www.kanunisultansuleyman.gen.tr/sehzade-mustafanin-oldurulmesi.html Thu, 06 Dec 2018 08:53:22 +0000 Kanuni Sultan Süleyman, yaşı ilerleyince oğullarından hangisinin tahta çıkacağı yönünde bir çekişme başladı. Hürrem Sultan, Kanuni’nin ilk oğlu Şelzade Mustafa’yı devre dışı bırakıp kendi oğullarından birini tahta çık Kanuni Sultan Süleyman, yaşı ilerleyince oğullarından hangisinin tahta çıkacağı yönünde bir çekişme başladı. Hürrem Sultan, Kanuni’nin ilk oğlu Şelzade Mustafa’yı devre dışı bırakıp kendi oğullarından birini tahta çıkarmak için bir strateji izlemeye başlamıştı. Bu arada Hürrem Sultan, kızı Mihrimah Sultan’ı Rüstem Paşa ile evlendirdi. Daha sonra veziriazamlığa yükselecek olan Rüstem Paşa, Şehzade Mustafa’nın bertaraf edilerek yerine Hürrem Sultan’ın oğullarından birisini veliaht tayin ettirmesinde en büyük yardımcısı olacaktı.

Ulema, halk ve yeniçeriler Şehzade Mustafa’nın padişah olmasından yanaydılar. Ancak Hürrem Sultan ile Kanuni, Şehzade Mehmed’i istiyorlardı. Veliahtlık meselesi ile ilgili dedikodular yapılmaya başlayınca, yanındakilerin de teşviki ile Şehzade Mustafa saltanat merkezine daha yakın olan Manisa sancakbeyliğinden alınarak yerine Şehzade Mehmed tayin edildi. Şehzade Mustafa’da Amasya’ya gönderildi. Ancak 1 yıl sonra Şehzade Mehmed’in beklenmedik ölümü, Şehzade Mustafa’yı tekrar şanslı duruma getirdi. Yine de saraydaki entrikalar bitmek bilmiyordu. Ard arda yapılan iftiralar yavaş yavaş padişahın şahzadeye karşı olumsuz bir fikre kapılmasını sağlayacaktı. Bunda, Sadrazam Rüstem Paşa’nın etkisi büyüktü.

Rüstem Paşa, gizlice şehzadenin mührünü kazıttı. Şehzade Mustafa’nın ağzıyla İran Şahı Tahmasb’a bir mektup yazdı. Şahın cevaben yazmış olduğu mektubu da ele geçirdi. Gerektiğinde bu sahte mektupları padişaha gösterecek ve şehzadenin sonunu hazırlayacaktı. 1552 yılında Rüstem Paşa Doğu Seferi’ne gidecek ordunun başına getirildi. Rüstem Paşa, sefer sırasında Anadolu’da herkesin Şehzade Mustafa’yı desteklediğini gördü. Askerler arasında da, artık 60 yaşına gelmiş olan Kanuni’nin kocadığı, zaten son on yıldır ordunun başında sefere bile çıkmadığı, yerini bu işi gerçekten hak eden Mustafa’ya bırakması yönünde dedikodular yayılmaya başladı.

Şehzade Mustafa'nın Öldürülmesi

Rüstem Paşa, bir adamını İstanbul’a göndererek meydana gelen olayları ayrıntısıyla Kanuni’ye iletti. Bu arada daha önce Şah Tahmasb’a yazdığı sahte mektupları da Şehzade Mustafa’nın aleyhine delil olarak gönderdi. Rüstem Paşa, Kanuni’yi tamamen oğluna düşman etmişti. Özellikle “tahtı bırakması” yönündeki dedikoduları duyan Kanuni, iyice sinirlenmiş ve üzülmüştü.

Kanuni Sultan Süleyman derhal Rüstem Paşa’yı geri çağırarak seferin ertesi yıl bizzat kendi idaresinde yapılacağını bildirdi. Ertesi yıl 1553′te İran Seferi’ne padişah kendi çıktı. ordu, 5 Ekim 1553 yılında Konya Ereğlisi yakınındaki Aktepe denilen mevkide konakladı. Padişahın yanında Şehzade Cihangir ve yolda orduya katılan Şehzade Selim bulunmaktaydı. Kendisine orduya katılması talimatı verilen Şahzade Mustafa, babasının kendisiyle ilgili düşüncelerinden habersiz, orduya katıldı. Kendisini çok seven ikinci vezir Kara Ahmed Paşa’nın ikazlarıyla bazı şeylerin ters gittiğini fark etti.

Akşama doğru babasının otağından kendisine doğru üzerinde kağıt bulunan bir ok atıldı. Kağıtta, babasının otağına kesinlikle gitmemesi, aksi halde babasının onu öldüreceği yazılıydı. Şehzade Mustafa bunu Rüstem Paşa’nın kendisine karşı bir hilesi olarak düşündü. hem otağa gitmemenin babasına karşı bir saygusuzlık olacağını düşündü. Ayrıca Şehzade Mustafa, babasının kendisini öldürebilecek büyüklükte bir suç işlemediğini ve Rüstem Paşa dahil hiç kimsenin , babasının kendisine ölüm kararı verebilecek derecede etkileyebileceğine inanmıyodu.

Çadıra giren şehzadeye yedi dilsiz cellat saldırdı. Şehzade Mustafa mücadele etmesine rağmen, cellatlar tarafından boğularak öldürüldü. Şehzade Mustafa’nın ölümü ordu arasında derin bir üzüntü ve hoşnutsuzluk meydana getirdi. Şehzadenin başına gelenlerin sorumlusu olarak tepkiler Rüstem Paşa’ya yönelince, padişah ortamı yatıştırmak için Şehzade Mustafa’ya yakınlığı ile bilinen Kara Ahmed Paşa’yı veziriazamlığa getirdi. Şehzadenin cenazesi Bursa’ya gönderilerek İkinci Murad tür]]> Kanuni Sultan Süleyman'ın Eşleri https://www.kanunisultansuleyman.gen.tr/kanuni-sultan-suleymanin-esleri.html Fri, 07 Dec 2018 03:08:48 +0000 Hürrem Haseki Sultan Şehzade Mehmed, Cihangir, Mihrimah Sultan ve II. Selimin annesi Mahidevran Sultan Abd’ullah kızı ve Şehzade Mustafa’nın annesi Gülfem Hâtûn Cariyelerden ve Şehzade Murad’ın an Hürrem Haseki Sultan

Şehzade Mehmed, Cihangir, Mihrimah Sultan ve II. Selimin annesi

Mahidevran Sultan Abd’ullah kızı ve Şehzade Mustafa’nın annesi

Gülfem Hâtûn Cariyelerden ve Şehzade Murad’ın annesi

Fûl-Dâne Hâtûn Abdullah kızı ve Şehzade Mahmud’un annesi.

Kanuni Sultan Süleymanın zevcelerinin sayısını, dört tane olarak gösterir ve bunlardan 1496da doğup , 1550de vefat eden ve adı bilinmeyen ancak, Mahmud adlı bir şehzadesi bulunan ve kendi makberi Şehzade camiinde bulunan bir hanımdan haber verir.

Mahi Devran Haseki, 1499da Bursada doğmuş Abdullah kızı Mahi Devran Haseki, 1581de 82 yaşında ölmüştür. Evliliği 52 sene sürmüşse de, bunun fiili olmadığını Mahi Devran Hasekinin 1534den sonra oğlunun yanında yaşadığını bildiriyor. 1553de yerleştiği Bursada, 28 sene muammer olmuş ve oğlu Şehzade Mustafanın türbesine defnolunmuştur.

Kanuni Sultan Süleyman'ın Eşleri

Kanuninin 3. hanımı ise; Gülfem Hatun adlı 1497de İstanbulda doğmuş, 65 yaşında olduğu halde yine İstanbulda vefat eden bu zevcesi 51 sene süren izdivaç müddetiyle görülüyor ki evliliği 14 yaşındayken vukubulmuştur. Muraâd adlı bir şehzadesini babası boğdurtmuştur.

Dördüncü Hatun ise; Hurrem Haseki Sultandır. 1506da İstanbulda doğmuştur. Ortodoks bir rahibin kızıdır, Müslüman olmadan önceki esas adı Aleksandra Lisovskadır ve Roksalanda denmektedir. Evlendiğinde oda 14 yaşında olup, 38 yıl dünyanın en büyük devlet başkanının hanımı olarak yaşamıştır. 1558de vefatın da Sü-leymaniye Camiindeki türbesine gömüldü. Muhteşem Kanuniye dört şehzade bir Sultanhanım doğurdu. Kızı Mihrimah olup, erkek çocukları, Mehmed, Selim, Bayezid, Cihangir ve Abdullah adlı şehzadelerdi. Çok hayrat yaptırmıştır. Mimar/Sinanı çok çalıştırmıştır.

Üluçay bey, Hurrem Sultan, Mahidevran ve Gülfem Hatundan bahsetmekle beraber adı bilinmeyen hanımdan bahsetmez ancak Kaanuninin başka eşleri olabileceğimde beyan eder. Gülfem Hatununsa öldurulduğunu yazar. Ancak kabir taşında şehide-i saide yazıyor olması yâni kutlu şehid mânasına gelen bu ifadenin kötü bir eylemin sahibi olmadığını akla getiriyor. Hurrem Sultan hakkında üluçay menşei hakkında pek çok çeşit rivayet ileri sürmüştür. Ancak İstanbulda doğdu dememiştir. Mahidevran hatunun, Hurrem Sultan ile hayli didiştiği ancak galibiyetin Hurremde kaldığı, su götürmez.

Kanuninin kızlarına gelince Gluçay, Mihrimah hanımsultanin ve Raziye hanımsultanın kızından başka kız yazmamaktadır. Mihrimah Sultan Kaanuninin tek kızı olduğu-hususu, Yahya Efendiye ait türbede medfun ve kabir taşında "Tasasız Raziye Sultan Kaanuni Sultan Süleyman kerimesi ve Yahya Efendinin mânevi kızı" olduğu yazılı olması böylece bir tashihe uğramış oluyor.

Bunun yanında Mihrimah Sultanin İstanbulda 1522de doğduğu ve 25/ocak/1578de Istanbulda vefat babasının türbesine defnolunmuştur. Çok hayırhah bir hanımdır. Edirne-kapıdaki Sinan yapısı Camii bu hanımsultan yaptırmış ve adıyla anılmaktadır. İzdivacı 1539da Rüstem Paşa ile olmuştur. Rüstem Paşa daha sonra sadrıazam yapılmıştır. Hurrem Sultan-Mihrimah ve Rüstem Paşa Kaanuniden sonra, padişah olması muhtemel olan şehzade Mustafayı ki bu şehzade Mahidevran hatunun oğludur saf dışı bıraktılar. Mustafanın boğdurulmasın da payları olduğu rivayeti vardır. Sevilen şehzadenin katlini, bu üçlünün işi olarak tahmin eden askerin tatmini için ve belki de evlâdının zayiinde dahli olduğunda şüphesi olduğundan olabilir. Rüstem Paşayı sadaretten azletti. Mihrimah Sultan daha sonra annesi Hurrem Sultanın vefatı üzerine, babası Kaanuninin, dert ortağı olduğu görüldü. Babasından sonra Osmanlı tahtına geçen 2. Selim ve onun oğlu 3. Murad zamanında da pek saygı gördü ve Hâla Sultan diye lakablandı.

Hemen ilâve edelimki Üsküdarda İskele camii diye konuşulması tercih edilen camiin asıl adı ve yaptıranı bu Mihrimah Sultandır. Dünyanın hayran olduğu padişah Kaanuni Sultan Süleyman baba olarak ç]]> Sultan Süleyman Kanunları https://www.kanunisultansuleyman.gen.tr/sultan-suleyman-kanunlari.html Fri, 07 Dec 2018 03:28:59 +0000 Sultan Süleyman'a Kanuni unvanı yeni kanunlar koyması nedeniyle değil, varolan kanunları tanzim edip kitaplaştırması neticesinde verilmiştir. Osmanlı Devleti'nde iğneden ipliğe kadar her şeyin kaydı tutulur, sayımlar çok disiplinli ya
Kanuni de Osmanlı padişahlarının kullandığı kanun ve kuralları İslam Hukuku esaslarına göre sınıflandırarak bir tür anayasa işlevi görecek olan Sultan Süleyman Kanunnamesi (Kânunnâme-i Âl-i Osman)'ni yayınladı.

Sultan Süleyman Kanunları

Kânunnâme'de ceza, vergi, kamu ve askerlik ile ilgili kanunlar hukuki, idari, mali, askeri başlıklar altında sınıflandırılmıştı. Bu kânunnâmenin hazırlanmasında devrin büyük alimlerinden yardım alan Süleyman, bununla farklı milliyetlerden oluşan cemaat ve toplulukları kontrol ve koruma altına almayı amaçlıyordu. Kanuni ayrıca soyunu Oğuz Han'a dayandıran bir silsilename hazırlatmıştı.]]>
Kanuni Sultan Süleyman'ın Yaptığı Savaşlar https://www.kanunisultansuleyman.gen.tr/kanuni-sultan-suleymanin-yaptigi-savaslar.html Fri, 07 Dec 2018 22:04:37 +0000 MACARİSTAN SEFERİ NEDENLERİ · Macaristan’ın Balkanlardaki milletleri Osmanlılara karşı kışkırtması · Kutsal Roma Germen İmparatoru Şarlken’e güvenen Macaristan’ın Osmanlılara MACARİSTAN SEFERİ

NEDENLERİ

· Macaristan’ın Balkanlardaki milletleri Osmanlılara karşı kışkırtması

· Kutsal Roma Germen İmparatoru Şarlken’e güvenen Macaristan’ın Osmanlılara vermesi gereken vergiyi yollamaması

· Osmanlıların gönderdiği elçinin Macarlar tarafından öldürülmesi

Kanuni önce Tuna yoluyla Belgrat üzerine bir donanma gönderdi. Arkasından,bir ordu ile Macaristan’a girdi.(1521)

Belgrat’ın alınmasından sonra dolaylarındaki bazı kaleler de (Karlofça, Salankamen,Ösek) alındı. Belgrat , bundan sonra Avrupa’ya yapılan seferlerin önemli bir üstü oldu.

MOHAÇ MEYDAN SAVAŞI (1526)

NEDENLERİ

· Macar Kralının Osmanlılara karşı Şarlken’den ve Avusturya Arşidükası'ndan destek sağlayarak bir cephe oluşturması

· Şarlken’e esir düşen Fransa Kralı I.Fransuva’nın

Kanuni’den yardım istemesi.

· Kanuni’nin Fransuva’yı yanına çekerek Avrupa

Hristiyan birliğini parçalamak istemesi .

Kanuni Sultan Süleyman'ın Yaptığı Savaşlar

SONUÇLARI

· Kanuni Mohaç Ovası’nda Macar Ordusunun ağır bir yenilgiye uğratarak Macaristan’ın başkenti Budin’e (Budapeşte) girdi.

· Macaristanın bir bölümü doğrudan doğruya Osmanlı Devletine bağlandı.

· Bir kısmında ise Osmanlı Devleti’ne bağlı Erdel Beyliği kuruldu.

(Böylece , Osmanlı Devleti ile Kutsal Roma Germen İmparatorluğu arasında tampon bir bölge oluştu)

I.VİYANA KUŞATMASI (1529)

· Osmanlı müttefiki Yanoş’un krallığını istemeyen Macar soyluları, Avusturya Arşidükası Ferdinand’ın yardımını istediler.

· Bunun üzerine Ferdinand Yanoş’a savaş açarak Budin’e girdi.

· Kanuni tekrar Macaristan seferine çıkmak zorunda kaldı. Budin’i geri aldı. Yanoş’u tekrar Macar krallık tahtına oturttu.

· Kanuni, Ferdinant’la bir meydan savaşı yapmak istiyordu. Bu nedenle Ferdinand’ı izlemeye karar verdi.

· Viyana önlerine geldi. Kenti derhal kuşattıysa da çok iyi korunmuş olan Viyana’yı almadı.

ALMAN SEFERİ

Viyana seferinden sonra Ferdinand bir yandan İstanbul’a elçiler göndererek Macar Kralı olarak tanınmasını istedi, isteği kabul edilmeyince Budin’i kuşattı.

Bunun üzerine Kanuni tekrar sefere çıktı. Budin’i kurtardı.

Ferdinand, Andrea Dorya aracılıyla Akdeniz’de bazı girişimlerde bulunduysa da bir sonuç elde edemedi ve Osmanlıdan barış istemek zorunda kaldı.

İSTANBUL ANTLAŞMASI (1533)

· Ferdinand, Kanuni’nin üstünlüğünü kabul etti. Avusturya Arşidükası protokol bakımından Osmanlı sadrazamına eşit sayılacaktı.

· Ferdinand, Macar topraklarından elinde kalan yerler için yıllık vergi vermeyi kabul etti.

· Ferdinand, Yanoş’un Macar krallığını tanıdı.

· Barış süresi Avusturya’nın arzusuna bırakıldı.

Kanuni; Ferdinand, barışı bozmadıkça bu antlaşmanın yürürlükte kalacağını bildirdi.

Macarista’nın Osmanlı Ülkesine Katılması Macar Kralı Yanoş öldükten sonra Ferdinand antlaşmayı bozup Macaristan’ı işgal etti.

Bunun üzerine Kanuni Macaristan’a yeni bir sefer yapmak zorunda kaldı.

Sonuçta Macaristan üç parçaya bölündü.

1. Bir kısmı doğrudan doğruya Budin Beylerbeyliği adıyla Osmanlı Devletine bağlandı.

2. Bir kısmı Yanoş’un oğluna Erdel Beyliği olarak bırakıldı.

3. Kuzey Macaristan ise Avusturulya’nın elinde kaldı.

1551’de Ferdinand’ın Erdel işlerine karışması üzerine Osmanlı-Avusturya savaşları yeniden başladı. Bu savaşlar Kanuni’nin ölümüne kadar sürdü.

OSMANLI-FRANSIZ İLİŞKİLERİ

Osmanlı-Fransız ilişkileri Fransa kralının Kanuni’den yardım istemesiyle başladı.

Kanuni, Fransızları Avrupa birliğinden uzaklaştırmak amacıyla onlarla 1535’te bir dostluk ve ticaret antlaşması imzaladı.

]]> Kanuni Sultan Süleyman'ın Fetihleri https://www.kanunisultansuleyman.gen.tr/kanuni-sultan-suleymanin-fetihleri.html Sat, 08 Dec 2018 05:19:25 +0000 Belgrad'ın Fethi : Kanûnî Sultan Süleyman tahta çıktığında Avrupa'nın en güçlü devleti Roma-Germen İmparatorluğu (Almanya) idi. Almanya İmparatoru Şarlken Macaristan'a hakim olmak için Macar kralı ile yakın akra Belgrad'ın Fethi :

Kanûnî Sultan Süleyman tahta çıktığında Avrupa'nın en güçlü devleti Roma-Germen İmparatorluğu (Almanya) idi. Almanya İmparatoru Şarlken Macaristan'a hakim olmak için Macar kralı ile yakın akrabalık ilişkileri kurmuştu. Macar Kralı İkinci Lui, Şarlken'e güvenerek vergilerini ödemiyor kendisine gönderilen Osmanlı elçilerini öldürtüyordu.

Fatih Sultan Mehmed, Avrupa'da düzenlediği seferlerde Sırbistan'ı almıştı. Ancak stratejik bir öneme sahip Macaristan alınamamıştı. Kanûnî Sultan Süleyman Macaristan'ı almak üzere harekete geçti. Belgrad, karadan ve Tuna ırmağındaki Osmanlı donanması tarafından kuşatıldı. Şehir, gayet iyi savunulmasına rağmen teslim olmak zorunda kaldı (29 Ağustos 1521). Belgrad Muhafızlığına Balı Paşa getirildi. Bu sefer sonunda İstanbul'a gönderilen bazı Belgradlılar kurulan Belgrad köyüne yerleştirildi.

Kanuni Sultan Süleyman'ın Fetihleri

Belgrad'ın fethi, Kanûnî Sultan Süleyman'ın ilk fethidir.

Belgrad, bundan sonraki yıllarda Osmanlı Devleti'nin Avrupa'ya açılan en büyük kapısı oldu. Bu sebeple Belgrad'a "Darü'l-cihad" denildi.

Rodos´un Fethi :

Avrupalılar Akdeniz'deki Rodos, Kıbrıs, Girit, Malta gibi adalara hakim olmuşlar, açık denizlerde keşifler yapmışlar ve denizlerde güçlerini arttırmışlardı. Kanûnî döneminde denizciliğe önem verildi ve büyük başarılar elde edildi.

Kanûnî döneminde Rodos adası, Sen Jan şövalyelerinin elindeydi. Şövalyeler korsanlık yapıyor, Türk donanmasına zarar veriyorlardı. 1522 yılında düzenlenen seferle Rodos fethedildi.

Cezayir´in Katılışı :

Cezayir 1516'da Baba Oruç ve kardeşi Hızır Reis (Barbaros) tarafından İspanyollar'dan alınmıştı. 1518'de Barbaros, Cezayir'in hükümdarı olmuştu. Daha önce Yavuz bu iki denizcinin kendisinden yardım istemesi üzerine onlara iki kadırga ve levent vermişti.

Kanûnî, Barbaros Hayreddin Paşa'yı İstanbul'a çağırdı ve Kaptan-ı Deryalığa getirdi(1533). Böylece, Cezayir Osmanlı topraklarına katıldı. Barbaros Ege denizinde Venediklilerin elinde bulunan adaları aldı.

Trablusgarb'ı Alınışı :

Şarlken, Trablusgarb'ı aldıktan sonra buraya Sen Jan Şövalyeler'ini yerleştirmişti. Barbaros'un Preveze Deniz Zaferini kazanması ve Venediklilerin Osmanlılarla barış imzalamaları Şarlken ve Papa'yı kızdırmıştı. Hazırlanan Haçlı donanması Cezayir'e saldırdı ancak, Osmanlı donanması karşısında bozguna uğradı (1541).

Barbaros'un yetiştirdiği Turgut Reis Trablusgarb'ı karadan ve denizden kuşatarak aldı. Ayrıca bu seferle Bingazi de Osmanlı ülkesine katıldı (1551).

Cerbe Savaşı :

Turgut Reis'in İspanyollar'ın elinde bulunan Cerbe adasını kuşatması üzerine, Andrea Doria komutasındaki bir Haçlı donanması İspanyollara yardıma geldi. Yapılan Cerbe Deniz Savaşında büyük bir zafer kazanıldı. Cerbe Osmanlılara geçti (1559).

Mohaç Savaşı :

Şarlken'in büyük bir tehlike olmaya başladığını gören Kanûnî Sultan Süleyman, Fransuva'nın da ısrarı üzerine Şarlken'e karşı savaş açmaya karar verdi. Osmanlı ordusu Tuna nehrini geçerek Macaristan'a girdi.

29 Ağustos 1526'da Macar ordusuyla Mohaç'ta yapılan savaşta Macar ordusu iki saatte dağıldı. Mohaç Savaşı parlak ve şanlı bir zaferle neticelendi. Budin (Budapeşte) alındı.

Macaristan, Osmanlı Devleti'ne bağlı bir krallık haline geldi ve başına Macar soylularından Jan Zapolya getirildi.

Zigetvar Kalesi :

Anadolu'daki iç isyanlarla ve Doğu'da İran Devleti ile uğraşan Kanûnî Sultan Süleyman, 1566'da son seferine yine Macaristan üzerine çıktı.

Zigetvar kalesi kuşatıldı, ancak kuşatma devam ederken Kanûnî Sultan Süleyman vefat etti. Osmanlı Devleti'ni zaferden zafere taşıyan Kanûnî Sultan Süleyman'ın ölüm haberine rağmen kale fethedildi (7 Eylül 1566).

Preveze Zaferi :

Os]]> Kanuni Sultan Süleyman Dönemi https://www.kanunisultansuleyman.gen.tr/kanuni-sultan-suleyman-donemi.html Sat, 08 Dec 2018 12:16:23 +0000 Kanuni Sultan Süleyman:  Tarihçiler ondan bahsederken; Muhteşem Süleyman, Büyük Süleyman, Kanuni Sultan Süleyman olarak bahsederler. Osmanlı padişahlarının onuncusu, İslam Halifelerinin ikincisidir. Türk tarihçilerin yanı sır Kanuni Sultan Süleyman:  Tarihçiler ondan bahsederken; Muhteşem Süleyman, Büyük Süleyman, Kanuni Sultan Süleyman olarak bahsederler. Osmanlı padişahlarının onuncusu, İslam Halifelerinin ikincisidir. Türk tarihçilerin yanı sıra batılı tarihçiler ve döneminde savaştığı ülkelerin kralları bile kendisine olan hayranlıklarını gizleyememişler, Süleyman'ın sultanlığı dönemi kudret, medeniyet, yeni fetihler, kanun ve mimari eserler bakımından en güzel yılardır. ifadesini kullanmışlardır.


Kanuni Sultan Süleyman Dönemi: 1494 yılında doğan Süleyman, babası Yavuz Sultan Selim'den sonra 1520 yılında tahtı devralmış ve 46 yıl hüküm sürmüştür. 46 yıllık hükümdarlığı süresince 13 defa sefere çıkmış, net süre olarak tam 10 yıl seferde kalmıştır. Bu sebeple; Osmanlı İmparatorluğunun en uzun süre tahtta kalan padişahı, en çok sefere çıkan padişahı ve en uzun süre seferde kalan padişahı olarak tarihe geçmiştir. Onun döneminde Osmanlının sınırları en uç noktasına ulaşmıştır. Babasından tahtı devraldıktan sonra Kendisini tanımayan ve bağımsızlığını ilan eden Şam Beyler Beyi Canberdi Gazali'nin üzerine asker gönderip Şam'ı geri aldı ve Gazali'nin yerine Ayas Ahmet Paşa'yı atadı. Kendisinin de bizzat katıldığı ilk seferini Belgrat'a yaptı ve 20 günlük kuşatmanın ardından kaleyi fethetti. Devamında Rodos adası ele geçirildi. Rodos'un ele geçirilmesi kolay olmadı. Babası Selim'de dahil olma üzere defalarca kuşatılan kale bir türlü fethedilememişti. Kale Akdeniz'in en önemli ticaret merkezlerinden biri olup önemi tartışılmazdı. bu sebeple mutlak alınmalıydı. Tam beş ay süren kuşatma ve savaşın ardından kale fethedildi. Sefer dönüşü şehzadelik zamanından dostu olan çocukluk arkadaşı Pargalı İbrahim Paşa'yı sadrazam olarak atadı. İbrahim Paşa'nın sadrazam olmasının akabinde yeniçeriler ayaklandı ve kısa zamanda bastırıldı ve yeniçeri ağası Ahmet Paşa idam edildi. 

Kanuni Sultan Süleyman Dönemi
Yaptığı Seferler:
  • Belgrat'ın Fethi: Ağustos 1521 yılında ve Kanuni'nin ilk seferidir.
  • Rodos'un Fethi: Büyük bir savaş strateji hünerinin sergilendiği 1523 yılında yapılan fetihtir.
  • Mohaç Muharebesi: 1526 yılında Macaristan Krallığı ile yapılan bir savaş olup Macaristan'ın büyük bölümünün ele geçirilmesi ile son bulmuştur.
  • 1.Viyana Kuşatması: 1929 yılında yapılan kuşatma hava şartları nedeniyle iptal edilip asker geri çekilmiştir. 
  • Alman Seferi: 1532 yılında Alman topraklarına Macaristan üzerindeki hakimiyetine son vermek için yapılmış bir seferdir 1533 yılında zaferle son bulmuştur.
  • Irakeyn Seferi: Doğuda Sunnilere eza eden Şiiler Safevi Devleti üzerine 1536 yılında düzenlenmiş bir sefer olup, Safeviler geri çekilince son buldu.
  • Korfu Seferi: 1537 yılında Korfu adası üzerine yapılan seferdir. Fakat ada alınamamış, Korfu adasına bağlı adalar fethedilmiştir.
  • Boğdan Seferi:1538 yılında vergi ödemeyi reddeden Boğdan Voyvodasının üzerine yapılmış kısa bir seferdir. Boğdan sancak yapılmıştır.
  • İstabur Seferi: 1541 yılında Avusturya üzerine yapılan seferdir. Bu seferin sonunda Macaristan toprakları tamamen Osmanlı'ya geçmiştir.
  • Estergon Seferi: 1543 Yılında Kral Ferdinand tarafından toplana haçlı ordusu ile yapılan savaş sonrası fethedilen kaledir.
  • İran Seferi: Kanuni Avusturya seferinde iken Safevi şahı, Nahçıvan ve Van'ı işgal edince Kanuni Şahın üstüne yürüdü  1549 yılında şah pes edip kaçınca işgal edilen yerler yeniden Osmanlı himayesine alınır.
  • Nahçıvan Seferi: Uslanmayan Safevilerin Erzurum'u kuşatması üzerine Kanuni Azerbaycan'a kadar uzana bir sefer yaptı. Safeviler kaçamayınca barış talebinde bulundular ve yazılı antlaşma imzalandı. Safeviler Bağdat ve Gürcistan'ı Osmanlı'ya bıraktı. 
  • Zigetvar Seferi: Vergisini ödemeyen Avusturya Arşüdük'ünün üzerine 1566 yılında y]]> Kanuni Sultan Süleyman Hayatı https://www.kanunisultansuleyman.gen.tr/kanuni-sultan-suleyman-hayati.html Sun, 09 Dec 2018 02:10:54 +0000 Kanuni Sultan Süleyman Hayatı, Osmanlı İmparatorluğu'nun onuncu padişahı ve seksen dokuzuncu İslam halifesidir. Batı'da Muhteşem Süleymanolarak da bilinen I. Süleyman, Doğu'da ise halkına gösterdiği adaletli yöne
    Kanuni Sultan Süleyman Hayatı, Osmanlı İmparatorluğu'nun onuncu padişahı ve seksen dokuzuncu İslam halifesidir. Batı'da Muhteşem Süleyman
    olarak da bilinen I. Süleyman, Doğu'da ise halkına gösterdiği adaletli yönetiminden dolayı Kanuni sıfatını alarak, Kanuni Sultan Süleyman olarak adlandırılır. 1520'de tahta oturan Kanuni Sultan Süleyman, 46 yıl boyunca padişahlık yapmış, 1566 yılında Zigetvar'da hayata gözlerini yummuştur. Aynı zamanda 13 kez de sefere çıkan ve padişahlığının on yılından fazlasını seferlerde geçiren Birinci Süleyman, Osmanlı İmparatorluğu'nda en uzun süre görev yapan padişah olmanın yanı sıra en uzun süre seferde kalan padişah da olmuştur.

    I. Süleyman, babası Sultan Selim'in ölümünün ardından tahta çıktı. Batı'da Belgrad, Rodos, Boğdan ve Macaristan'ın büyük kısmını Osmanlı
    topraklarına katmayı başardı. 1529'da gerçekleştirdiği Viyana kuşatması ise şehrin çok iyi korunmasından ve coğrafi koşulların elverişsiz olmasından dolayı başarısız oldu. Orta Doğu'da Safeviler'le giriştiği savaşlar neticesinde Orta Doğu'nun büyük kısmını imparatorluk topraklarına kattı. Afrika'da Osmanlı'nın sınırları Cezayir'e kadar uzandı. Aynı zamanda Osmanlı Donanması da Akdeniz ve Kızıldeniz üzerinde büyük hakimiyet kurdu. Birinci Süleyman, babası Selim'den devraldığı imparatorluğun topraklarını iki katına çıkardı. Zigetvar Muharebesi'nin sonlanmasından bir gün önce, 7 Eylül 1566 tarihinde nedeni tam bilinmeyen bir hastalık yüzünden savaş meydanında hayatını kaybetti. II. Selim padişah olarak geçti.

    SULTAN SÜLEYMAN'IN İLK YILLARI

    I. Süleyman, 6 Kasım 1494 tarihinde Trabzon'da dünyaya geldi. Babası I. Selim, Süleyman doğduğu zaman Trabzon valisi olarak görev 
    yapmaktaydı. Henüz yedi yaşındayken bilim, tarih, edebiyat, coğrafya, din ve askeri konularda eğitim almak için İstanbul'a, Topkapı Sarayı'ndaki Enderun'a gönderildi.

    1508'den 1512'ye, babası I. Selim tahta geçene kadar sancakbeyliği görevlerinde bulundu. Bu süreç zarfında Şebinkarahisar, Bolu ve Kefe'de sancakbeyliği yaptı. Babasının tahta çıkışının ardından önce İstanbul'da, ardından Edirne'de ikamet etti. 1513 yılında babası tarafından Saruhan sancakbeyliğine atandı. Burada, sonradan iyi dostu ve baş danışmanlarından biri olacak olan Pargalı İbrahim Paşa ile yakın arkadaşlık kurdu. Yedi yıl süren Manisa sancakbeyliğinin ardından Eylül 1520'de babası Selim'in vefatı üzerinde yeniden İstanbul'a geldi ve çok geçmeden onuncu Osmanlı padişahı olarak tahta çıktı. 

    PADİŞAHLIK DÖNEMİ: SEFERLER, FETİHLER ve İSYANLAR

    Sultan Süleyman'ın tahta geçmesinin üzerinden çok geçmeden Şam Beylerbeyi olan Camberdi Gazali durumu fırsat bilerek Süleyman'ın padişahlığını 
    tanımadı ve Şam'da kendi hükümdarlığını ilan ederek isyan başlattı. Merkezden gönderilen kuvvetler ve Şam'daki kuvvetlerin etkinlikleri sonucu isyan çok geçmeden bastırıldı. Şam yakınlarında yapılan savaşta Gazali yenildi ve öldürüldü.

    Süleyman, ilk seferini 19 Mayıs 1921'de Macaristan topraklarında bulunan Belgrad üzerine yaptı. Çevresindeki küçük şehirlerin alınmasının
    ardından Belgrad kuşatıldı ve 29 Ağustos'ta ele geçirildi. Belgrad, daha sonra Avrupa üzerine gerçekleştirilecek seferler ve fetihler için önemli bir merkez oldu.

    Bir yıl sonra Süleyman Rodos'a karadan sefer düzenledi. Osmanlı Donanması'nın da destek verdiği kuşatma altı aya yakın sürdü. 20 Aralık 1522'de şövalyelerin başı teslim koşullarını kabul etti ve Rodos hakimiyet altına alındı. Adada Hristiyan kimliğiyle bulunan Cem Sultan'ın oğulları boğdurulurken, eşi ve kızları İstanbul'a gönderildi.

    Ocak 1523'te İstanbul'a dönen Süleyman Piri Mehmed Paşa'yı emekliye ayırıp İbrahim Ağa'yı sadrazam olarak atadı.  Sadrazamlığın kendisine 
    verilmesini bekleyen Ahmed Paşa ise 1524'de valisi olduğu Mısır'da isyan çıkardı. Ahmed Paşa'nın öldürülmesiyle isy]]> Kanuni Sultan Süleyman https://www.kanunisultansuleyman.gen.tr/kanuni-sultan-suleyman.html Sun, 09 Dec 2018 14:59:02 +0000 Kanunu Sultan Süleyman, 1494-1566 Yılları arasında yaşamış, Osmanlı İmparatorluğunun 10. Padişahı ve 89. İslam Halifesidir. 1520 yılından 1566 yılına kadar toplam 46 yıl padişahlık yapmış, adaletli  imparatorluk yaptığı Kanunu Sultan Süleyman, 1494-1566 Yılları arasında yaşamış, Osmanlı İmparatorluğunun 10. Padişahı ve 89. İslam Halifesidir. 1520 yılından 1566 yılına kadar toplam 46 yıl padişahlık yapmış, adaletli  imparatorluk yaptığı için kendisine “Kanuni Sultan Süleyman”  adı verilmiş, halkı tarafından da “Muhteşem Süleyman” diye taçlandırılmış bir padişahtır.

    Kanuni Sultan Süleyman 1494 yılında Trabzon’da dünyaya geldi. Babası 1. Selim Trabzon Valisi idi. Annesinin adı; Ayşe Hafsa Valide Sultan’dır. Sırasıyla Bolu, Şebinkarahisar, Kefe’de Sancakbeyliği yaptı. Bilinen 4 tane eşi olduğu bunlar; Mahidevran Sultan, Fülane Hatun, Hürrem Sultan, Gülfem Hatun’dur. 16 tane çocuğu bulunmakta, bunlardan Hürrem’den olma Şehzade Selim Kanuni Sultan Süleyman’dan sonra tahta geçen isimdir. 46 yıllık padişahlığı sırasında 13 defa sefere çıkmış,  300 kale fethetmiştir. Bunlardan bazıları; Rodos’un Fethi,  (Çok önemli bir konumdadır Akdeniz de önemli bir ticaret merkezidir.)  Malta Adasının Fethi, Trablusgarp’ın Fethi,  bir tek Viyana kuşatması  sırasında çetin hava koşulları sebebiyle orduyu geri çekmek zorunda kalmıştır. Diğer seferleri hep zaferle sonuçlanmıştır. Kanuni Sultan Süleyman döneminde bazı ufak iç isyanlar çıkmış bunlar da kısa sürede bastırılmıştır. Kanuni Sultan Süleyman;  sanat ve mimariye önem verirdi. Hükümdarlığı döneminde başta Süleymaniye ve Selimiye camileri olmak üzere birçok eser onun döneminde yapılmıştır. Ünlü Mimar, “Mimar Sinan” Kanuni döneminde yaşamış, birçok esere o imza atmıştır.

    Kanuni Sultan Süleyman
    Osmanlı İmparatorluğu’nun Beylikten başlayarak Cumhuriyete kurulana kadar gelmiş geçmiş 36 padişahın içerisinde;  naif kişiliği, adaletli tavrı, cesaretli komutanlığı, üstün zekası, sanat adamlığı ile ismi öne çıkmış padişahlardan bir tanesidir.  En uzun süreli padişahlık yapmış ve ordusu Zigetvar seferinde iken hayata gözlerini yummuştur. Ordu hezeyana uğramasın diye aylarca öldüğü ordudan ve halktan saklanmış, zafer kazanılınca halka söylenmiştir. Halkı ve fethettiği ülkelerin vatandaşları tarafından çok sevilen üstün bir şahsiyettir.
    ]]>